Aleksandr Puşkin Batı edebiyatını Rus kültürü ile harmanlayan, Rus edebiyatının kurucusu olarak görülen, şiir ve düz yazı tarzında eserler veren 19.yy başlarında yaşamış yazardır.
Benim onunla tanıştığım ilk eser Yüzbaşının Kızı .
Araştırdığım kadarıya kendisi gerçekçi eserler vermiş ve döneminin olaylarından, tarihsel gerçeklerden ilham almış.
Şair kimliği ile askeri yönetime karşıtlığını hicivli şiirleri ile göstermiş ve eserleri dönemin çarının sansürüne takılmış.
Sürgünlere gönderilmiş, kimi zaman tecrit edilmiş. Sanatçının (hangi dönemde yaşarsa yaşasın) muhalif ve sorgulayan kimliğinin gerektirdiği her durumu yaşamış velhasıl.
Bu kitapta, kahramanımızın doğduğu anda hatta anne karnındayken 16 yaşına bastığında devlete hizmet için asker olarak verileceğine babası tarafından karar verilir. Bir nevi ordu ile beşik kertmesi.. Yaşı geldiğinde Pyotr Andreyiç
yanında hizmetlisi ile birlikte yola düşer. Tayin olduğu kaleye doğru giderken tipiye yakalanır ve onlara yol gösteren bir başka yolcu tarafından hayatları kurtarılır. Bunun karşılığında o da yol göstericiye bir tavşan kürkü kaban hediye eder.. Bu karşılıklı minnettarlıkların ardı kesilmeyecektir elbette. Hayat onları bir çok kez karşılaştıracak ve kaderlerini değiştirecektir.. Genç kahramanımız askeri eğitim aldığı yüzbaşının kızına aşık olur. Bu sırada patlak veren bir isyan sonucu savaş başlar. Gerçek bir tarihsel olaydan ilham alarak yazılan bu eserde Pyotr Andeyiç in savaşın ortasında yaşadığı aşk, korku, öfke gibi duygu durumlarını çok gerçekçi ve akıcı bir biçimde okuyoruz. Cesaret, dürüstlük ve sadakat gibi erdemleri temsil ediyor hikayenin başkişisi.
Çok akıcı ve hareketli bir hikayeydi. Gerçek bir tarihsel olayı ve zaman dilimini anlatması ile okuyucuyu içine çekiyor.
Tavsiye ediyorum.
Keyifli okumalar.