Kitabın sonu başında veriliyor zaten. Ama zaten yazar sonuca değil sonuca giderken karşımıza çıkan toplumsal umursamazlığa dikkat çekmek istiyor.
Bir genç hatta büyük ihtimalle suçsuz bir genç nasıl da katlediliyor. Namus davası adı altında insanlar duyarsızlıklarına güzel bir bahane örtüyorlar. Günümüzü ne kadar da anlatan bir kitap. Bile bile ölüme terkettiğimiz insanları izlediğimiz şu günlerde içime o kadar oturdu ki. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesi toplumun ahlakı haline gelirse o toplumdan ne fayda gelir?
Şu son günlerde yüreğimizi dağlayan Gazze haberlerinde de aynısı olmuyor mu? Hepimiz sonun ne olacağını bile bile seyirci kalmıyor muyuz? Tıpkı 2. dünya savaşında nazilerin yaptıklarına dünya seyirci kalıp sonunda da herkesin kendini avutan yalandan bahaneleri olduğu gibi. Birileri ölüyor ama dünya duyarsızlıkla izleyebiliyor. Neden? Çünkü bu artık fıtratımız haline gelmiş. Masum bir insanın öldürüldüğü güne ithafen Kırmızı Pazartesi denilirken onca masumun eziyet gördüğü hatta çocukların bile öldürüldüğü hiçbir günahı olmayan insanların terörist yaftası yediği bir dünyada biz neye kırmızı diyelim ? Güne mi haftaya mı aya mı yoksa yıla mı ? O kadar uzun zamandır duyarsızız ki asır desek fazla olmaz. Bu duyarsızlık hissizlik hangi kangren olmuş yerimizin sonucu? Neden bu kadar duyarsız kaldık ey dünya!
Kitapta ceset o kadar dayanılmaz kokuyor ki gömüyorlar hemen. Kokan ceset mi yoksa kokan insanların bu cinayete ortak olmalarının günahı mı.. İnsanları aslında rahatsız eden bile bile onu ölüme terkederek ölümünden hepsinin sorumlu olması mı?
Ne diyor kitapta "Suçu toplum hazırlar, suçlu işler." Bu suç sadece iki kardeşin değil. Buna sessiz kalan ve hafife alan tüm insanların suçudur.
"Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım" İşte bu cümle günümüze öyle bir nokta atışı yapıyor ki şuan Gazze'ye birçok ülkenin ses çıkarmamasının sebebi bu önyargıları. Müslüman terörist olmaz. Teröristte Müslüman olamaz. Olsa olsa dini kullanan katillerdir onlar. Ama gel bunu Batıya anlat. Bir kere bu önyargı yapışmış üstümüze. Hiçbir türlü çıkmıyor. Ne diyor Einstein "ön yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur"
Sonunda o önyargılar ölümlere sebep olur. Ama sadece karşı tarafın değil. Sendeki vicdanında ölümüne..
Santiago, yavrum, neyin var?
- Beni öldürdüler, Wene Hala.