Puan vermedi·325 syf.····Okunma: 23 Ekim 2023 01:00 Charlie, zihinsel olarak engelli yani IQ’su normal bir insanda olması gerekenden çok daha düşük ve 31-32 yaşlarında genç bir adam.
Charlie en azından kitabın ilk başlarında bunu hatırlamasa ya da beyni aslında gördüğü ve yaşadığı anıları birbirine bağlayamasa dahi sonradan anıları bağdaştırdığı kısmıyla anne ve babasının bile kendi çocuklarına mesafe oluşturmasıyla başlayan bir hayat öyküsü var.
Anne ve babası aslında Charlie’nin normal bir çocuk olduğunu ya da büyüyünce normal bir çocuk olacağı noktasında ısrar edip hastalığını çok da fazla kabul etmek istememesi onun hayatındaki ilk bariyer denilebilir. Kız kardeşi Norma doğduğu zaman, kardeşine zarar verebileceği düşüncesiyle, oturdukları yere oldukça uzak bir bakımevine gönderilmek istenmesi ise hayatının daha en başında bir başka bariyer olarak karşımıza çıkıyor.
Herman amcası buna izin vermese bile amcayı kaybettikten sonra Charlie tek başına yaşamaya ve aslında kendi kendini idare etmek durumunda kalıyor. Fırında çalışarak ve özel çocukların gittiği bir gündüz okulu ile hayatına devam ediyor.
Algernon isimli bir deney faresinin üstünde denenen bir dizi deney sonucunda algernon’un zeka seviyesinin artmaya başladığı ve onun önüne konulan engelleri zekasıyla aşmaya başlandığı gözlemlenince daha önceden herhangi bir insanda denenmemiş olmasına rağmen Charlie’nin kız kardeşi ve özel eğitim gördüğü okuldaki öğretmeninden izin alınarak Algernon üzerinde denenen deneyin bir insan üzerinde yani Charlie’nin üzerinde denenmesine ve Charlie’nin zamanla yazdığı ilerleme raporlarından bir dahiye dönüştüğünü okuyoruz.
İlk başladığımda çok etkilenmedim açık konuşmak gerekirse. Sonrasında Charlie’nin yazdığı ilerleme raporlarındaki yazılarının birer birer düzelmesi, noktalama işaretlerini öğrenmeye başlaması, en basit duyguları hissetmeye ve tepki vermeye başlaması, kendi içinde haklı ve haksızlık savaşına girmesi, aşık olması, dahi seviyesinde bir zekaya sahip olmasına karşın duygusal yönden gelişmeyen beynin o aşk duygusuna tepki vermek ve verememek arasında kalması, zeka geriliği yaşarken onu sevdiğini zannettiği arkadaşlarının aslında onunla dalga geçtiğini anlaması, aslında hep yalnız olduğunu fark etmesi beni oldukça etkiledi.
Jose Saramago’nun Körlük kitabını okurken hissettiğim bir duygu karşıladı beni Algernon’a Çiçekler’i okurken. Daha önceden var olmadığını bir duyguyu deneyimleme şansı bulmak ve daha sonrasında onu kaybedip kaybetmeyeceği arasında verilen savaşı okumak beni etkiledi açıkçası.
Hele ki bir yoksunluğu, bir eksikliği olan insanlarımıza bu dünyada yaşatılan kötülükleri düşününce içim bir cız etmedi değil. Biz kötüyüz, insanlar gerçekten kötü fakat Charlie iyi biri.
Keyifli okumalar,