Yaz Günlerinde Okunur
Puan vermedi·696 syf.··
2023 25. kitabı
Yüzüklerin Efendisi filmine ne kadar hayran olmuş olsam da, konu kitapları olunca sessizliğimi koruyan biriydim. Hiçbir kitaplarını okumamış, okuma gereği de kendimde görmemiştim (tabii bu konudaki pişmanlığım Yüzüklerin Efendisi : Yüzük Kardeşliği incelememde mevcut). Hal böyleyken bir gün abim bana "Hobbit'ten bile daha önce geçen efsane olaylar var. Sauron'un bile efendisi var ! Gandalf o zamanlarda yaşasa normal bir askerden başkası olamaz. Büsbüyük tanrılar dağları yok edip savaşıyorlar." demişti. O kadar şaşırmış ve heyecanla dinliyordum ki, 40-50 dakika süren köy yolculuğum bir anda bitivermişti. Abimin anlatıları olsun, youtube'dan gördüğüm videolar olsun Silmarillion'a başlama kararı almıştım. O zamanlarda internetten pek alışveriş yapmadığım için yaşadığım yerde daha pahalıya satın almıştım. Anneme kitaba kaç para verdiğimi söyleyince yüzündeki buruşukluğu halen daha hatırlıyorum. Odama geçtiğimde kitabın sayfa sayısı beni korkutmuştu. Hayatımda hiç 600 sayfadan fazla bir kitap okumamıştım. İçeriğine az bakınca yazıların büyük olduğunu fark edince biraz rahatlamıştım. Ama bilirsiniz, bir kitabın sayfa sayısı ne kadar fazlaysa ona başlamak o kadar zordur. Bende bir süre Silmarillion'a hiç başlamadım. 2022 yazında kuzenlerim bize gelmişti. Günlerimiz genellikle dışarı çıkıp dolaşarak, evde bilgisayar oynayarak geçiyordu. Memleket beni o kadar baymıştı ki kaçış yolları arar olmuştum. Silmarillion'da gözüme işte orada çarpmıştı. "Bu sıkıcı yaz günlerini 696 sayfa okuyarak geçirebilirim !" demiştim. Böylelikle kitaba başlamış oldum. Kitap hakkında düşüncelerim inişli çıkışlı olucak. Bazı yerlerde sayfalar dolusu okudum, bazı yerlerde ise on sayfadan fazlasına tahammül edemedim. Silmarillion bir hikaye değil de tarih kitabı gibiydi benim içim. Anlatım tarzı baştan sona bir hikayeden ziyade sanki gerçek hayatta yaşanmış olayları bir bir sıralayarak anlatılıyordu. Hikayedeki karakterleri çok sevsem de sık sık soy ağacına bakarken buluyordum kendimi. Bir anda o kadar fazla karakterle karşılaşıyordunuz ki "Yauv şu kimin akrabasıydı ? Bir dakika şimdi Elrond'un kayınvalidesi Galadriel mi ? Hadi canım ! Tar-Minastir reistir ama kaçıncı kraldı ya ?" demek zorunda kalıyordum. Bunun kendince hoş bir havası oluyordu ama bazen her bir cümleden sonra soy ağacına bakmak insanı biraz yoruyordu. Birinci çağ coğrafyalarını üçüncü çağdaki gibi çok sevemesemde gene de gayet iyi olduğunu düşünüyorum. Lambaların olduğu zamanki coğrafya, büyük savaşlar yaşandıktan sonraki coğrafya gibi bir çok harita mevcut. Yüzüklerin efendisindeki bazı karakterlerde (örn. Sauron, Galadriel) Silmarillion'da mevcut ve okurken "Vay be adamlar demek bunları görüp geçirmiş" diyorsunuz. Dediğim gibi, kitap yüzüklerin efendisindeki gibi detaylı bir hikayeden ziyade nasıl ki internetten Malazgirt Savaşını okursunuz onun gibi bir hava veriyor. Ben çoğunlukla okurken eğlenmiştim. Bazı yerlerde ise hep haritaya ve soy ağacına bakmaktan sıkılmıştım. Sıkıcı yaz günlerimi eğlenceli bir şekilde geçirmeme neden olduğu için buradan Silmarillion'ı biz okuyuculara sunan çevirmenlere teşekkür ederim.
Fantastik
SilmarillionJ. R. R. Tolkien · İthaki Yayınları · 20186,5bin okunma
·
1 +1'leme
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.