Konuşarak bulaşan bir delilik salgını nasıl tüm yaşamı yok eder... Konusu itibariyle çok ilgi çekici bu kitabı insan merakla okuyor doğrusu. Abuklama adındaki bu hastalık nereden geldi, nasıl bulaşıyor, tedavisi olacak mı gibi bir yığın soru merakınızı hep diri tutuyor ama kitap bu sorulara cevap ver(e)miyor. Kitap 188 sayfada hangi sorulara cevap verebilir ki zaten. Kitap biraz daha uzun tutulsaydı ve bilimkurgu kitabına yakışır açıklamalar sunsaydı kesinlikle daha iyi olacaktı. Kitapta bir konuyu irdelerken ona yoğunlaşmadan hemen farklı bir konuya geçiyor bu yüzden kitabın derinliği oluşmuyor. Sanki kısa bir sürede yazılıp ortaya çıkmış bi eser izlenimi veriyor. Bu haliyle potansiyelini gerçekleştirememiş bir kitap olarak görüyorum. Ütopik veya distopik romanlarda benim karşılaştığım genel sorun bu. Konuları çok ilgi çekiciyken yeterince tatmin etmiyor, beklentiyi karşılamıyor. (Cesur Yeni Dünya, Fahrenheit 451 vb.)
Bu kadar olumsuz yoruma karşın olumlu eleştirilerim de var. Hastalığın kendisi, isimlendirilmesi, hastalığa tedavi aranırken dilbilim düzleminde açıklamalar yapılması benim çok hoşuma gitti. Türk Edebiyatı'nda pek görülmemiş bir tarz ve belki de bir ilk. Bu sebeple de kitap takdiri hak ediyor.