Sıcak Kafa

·
Okunma
·
Beğeni
·
1017
Gösterim
Adı:
Sıcak Kafa
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162771
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını...
Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık...
Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık...

Vaktiyle bu amansız hastalık üzerine çalışmış eski dilbilimci Murat Siyavuş, umutsuzluk içinde annesinin evine sığınmıştır. Acımasız bir devlet kurumunun peşine düştüğünü öğrenince, evden çıkıp hayata karışmak ve salgının dönüştürdüğü dünyayla yüzleşmek zorunda kalır.

Afşin Kum'un ilk romanı; akıl, dil, uygarlık, hayatın doğası ve boşlukta anlam arayışımız üzerine çarpıcı bir düşünce deneyi.

"Meraklandıran, sürükleyen, çokça güldüren ve nihayet elinizden tutup uçuran bir hikâye.
Türkiye'nin dünya bilimkurgu literatürüne armağanı."
-Alper Canıgüz-
(Tanıtım Bülteninden)
192 syf.
·Beğendi·9/10
Başlangıçta kitabı karşı biraz önyargılıydım ama okudukça bırakamadım elimden. Sonunun daha vurucu olacağını düşünüyordum o açıdan biraz hayal kırıklığına uğradım
192 syf.
·4 günde·5/10
#kitapyorumu

Yabancı versiyonlarına kıyasla okuduğum ilk türk distopik kitap..Yani yaşadığımız şu an ki durumu ve dünyanın anlik olarak geldiği noktayı ele alırsak pek distopik diyemiyorum esasen.. dünyayı ele geçiren bir delilik salgını..Karşınızdaki insan hasta ve konuşmaya başlıyor ve siz gayri ihtiyari dinliyorsunuz ve yazarın değişi ile başlıyorsunuz abuklamaya..kurgu olarak enteresandi sonunu çok begendim değişik beklenilmeyen bir son olduğu için..

Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını...
Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık...
Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık...

Vaktiyle bu amansız hastalık üzerine çalışmış eski dilbilimci Murat Siyavuş, umutsuzluk içinde annesinin evine sığınmıştır.
Acımasız bir devlet kurumunun peşine düştüğünü öğrenince, evden çıkıp hayata karışmak ve salgının dönüştürdüğü dünyayla yüzleşmek zorunda kalır.

Afşin Kum’un ilk romanı; akıl, dil, uygarlık, hayatın doğası ve boşlukta anlam arayışımız üzerine çarpıcı bir düşünce deneyi.

“Meraklandıran, sürükleyen, çokça güldüren ve nihayet elinizden tutup uçuran bir hikâye.
Türkiye’nin dünya bilimkurgu literatürüne armağanı.”
Alper Canıgüz
192 syf.
·4 günde·9/10
Çok sevgili Alper Canıgüz’ün editörlüğünü üstlendiği bu ödüllü romanı bu zamana kadar keşfetmemiş olmama şaşırıyorum. Geçen günlerde Alper Canıgüz’ün yaptığı paylaşımda kitabın Neflix dizisi olacağını gördüm ve herkes üşüşmeden okumak istedim :). Kitapta, şuanda bizim de gündemimizde olduğu gibi, bir salgından bahsediliyor. Bu salgın tüm dünyayı sarmış ve insanlar buna bir türlü çözüm bulamıyorlar. İstanbul’un çoğu bölgesi karantina alanı olmuş, sokaklar bomboş. Buradaki salgın bizdekinden biraz farklı tabii. Bu salgın, delilik. Evet, dedilik. İletişim yoluyla zihinden zihine geçen bu salgının nereden çıktığı bile bilinmiyor. Delilik bulaşmış bir insanla konuşursan, yazarın tabiri ile,sen de “abuklamaya” başlıyorsun.
Harika bir anlatımı, son derece yaratıcı bir kurgusu olan bu kitabı, eğer bilim kurgu seviyorsanız, mutlaka okumanızı öneririm. Elinizden bırakamayacaksınız...
188 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sıcak kafa, büyük bir zevk alarak okuduğum kitaplar arasına girdi kesinlikle. Kitaba bilim kurgu da diyebiliriz distopya da diyebiliriz, iki esası birden barındırıyor bence. Aslına bakarsanız bu kadar sürükleyici olmasını bekliyordum desem yalan olur ama yanılmışım, fakat güzel bir yanılma oldu bu.
Gayet akıllıca kurgulanmış ve yazılmış. İnsan elinden bırakamıyor. Merak uyandıran, heyecanlandıran bir roman. Akıl sağlığı bozulmuş fakat bunun farkında olmayıp kendini normal zannedenler, birbiri ile konuşmaktan korkan insanlar, uygarlığın geldiği durum, düşünce biçimleri, toplumların çaresizliği, tüm dünyaya yayılmış bir hastalık, deneyler, salgın vs konuları ile bayağı ilgi çekici bir kurgu sıcak kafa. Kurguda tüm dünyaya yayılmış bir durumdan bahsedilse de, anlatılan esas olayların İstanbul'da geçiyor olması da ayrı bir hava katmış kitaba. Bilinen bir yer olduğunda gerçekliğe daha yakın hissettirmesinden sanırım. Okura (en azından bana) bir köşede oturup olan biteni canlı olarak izliyormuş hissi veriyor sanki.
Kitabın sonunda daha farklı bir şeyler bekledim aslında daha etkileyici bir son mesela ama yine de çok sevdim kitabı.
Yaratıcı bir kurgu, akıcı bir anlatım, bazı yerlerinde güldüren ve okurken insanı sıkmayan aksine hemen bitmese keşke dedirten bir roman. Bilim kurgu seviyorsanız mutlaka okuyun derim.
Afşin Kum'un yüreğine, kalemine sağlık..
192 syf.
Türünün yabancı örneklerini aratmayan bir kitap olmuş. Yazarın distopya dünyasında sistemin ve insanlığın özeleştirisi çok ince ve yerinde göndermelerle yapılmış.
Bu ilk kitabıyla takip edilmesi gereken yazarlardan bence.
192 syf.
·7/10
İlk kez bir kitabı elime alıp okumadan bir sesli kitap uygulamasından dinledim, yine de kendimi okumuş sayıyorum.
İsimler Türkçe olmasa yabancı bir eserin çevirisini dinliyormuş gibiydim.
Salgın, karantina vs durumlar şuan yaşadıklarımızla paralel gibi dursa da burdaki insanlarımızın problemi başka: abuklama salgını var.
Bir kimse abuklayan birini dinlediğinde başta saçma bulsa da birkaç dakika sonra onu anlamlı bulmaya başlıyor ve kendi de hastalığa yakalanıyor.
Peki çaresi yok mu hastalığın? Hiç iyileşen olmadı mı?
Mesele de burada karmaşıklaşıyor tahmin edebileceğiniz gibi.
Güzel bir kurgu, olay akışı fena değil ama malesef yetersiz bir son.
Her şeye rağmen distopik eser severlere hitap edecek bir eser diyebilirim.
192 syf.
·5 günde·9/10
Kurgusu harika bir roman. Mekan olarak İstanbul'un seçilmiş olması ister istemez bi gerçeklik hissettiriyor. Gerçek olabilirliğini düşünmek bile beni ürküttü. Deliliğe farklı bir yorum getirilmiş.
Başarılı bir yazar, umarım yazmaya devam eder.
192 syf.
·Beğendi·7/10
Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını..
Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık..
Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık..
.
.
.Şimdi ben bu kitapla ilgili ne yorum yapayım bilemiyorum..Öncelikle şunu söylemeliyim ki Türk bir yazar tarafından bu alanda yazılan ilk roman denilebilir..Bilimkurgu olarak adlandırabilirim türünü (sanki birazcık distopya da olabilir) Çok farklı bir konusu vardı, ilginçmiydi.? Çok! Kafam sık sık karıştı sanırım okuduğum tarzların çok dışında olduğu için..Okumaktan kesinlikle pişman olmadım..Önerir misin derseniz bu çok göreceli olacak o yüzden birşey diyemem ama bu alanda bir ilk olduğu için destek vermeli derim ben...Dikkat!Kitap bittikten sonra kısa süreli bir abuklama yaşanabilir
192 syf.
·3 günde·7/10
Dil üzerine bilim kurgu/distopya romanı yazmak için en verimli kaynak belki de. Sıcak Kafa'da da kurulu dünya bunun üzerine. Konu dil olunca işlenen hikayenin felsefi temeli de oluyor ister istemez. Olay örgüsü dışında düşünecek şeyler vermesi kitapta beğendiğim bir yön.
Mekanların ve insanların bizden olmasının sağladığı bir yakınlık kesinlikle var, kitabın gerçekliğini ve doğal olarak okuyan üzerindeki etkisini oldukça artırıyor. Mizahi unsurlar ise çok daha tatlı olmuş bu sayede.
Öte yandan bazı karakterleri içi boş ve olmasa da olur kıvamında buldum, bazı olayları da. Belki kısa bir kitap olduğundan üzerlerinde durmaya yeterince fırsat yoktu belki de gerçekten olmasalar daha güzel olurdu.
Özet olarak bu tarz bir kitabı tanıdık mekanlar, isimler ve diyaloglarla okumak kesinlikle farklı ve tadılması gereken bir deneyimdi. Sunulan deneyimin yanında anlatılanlar da dinlemeye değer.
192 syf.
·Beğendi·9/10
Geçen yıl okumuştum bir hocamın tavsiyesiyle. Son derece marjinal bir kitaptı. Keyif aldım okurken. Son kısmı biraz yarım kalmış gibi. Bence devamı gelebilecek bir kitap.
Öncelikle tesadüfen elime geçti ve yazarla tanıştım ve beni şaşırttı açıkçası kurgusu olarak türkiye de bir ilk distopik olarak yazılmış ama olayların geçtiği yer İstanbul ikilem de yaratılmış sonu biraz Yeşilçam filmleri gibi olmuş sonu basit gibi geldi ama işleniş ve kurgu olarak yazarın ilk kitabı olması nedeniyle ben begendim tavsiye edebilirim
192 syf.
Hem gülümseten, hem tedirgin eden bir kurgu. Bambaşka, famfarklı ve gerçekten kafası sımsıcak.

Dikkat abukça yazılmıştır! Bulaşabilir.

Kitaptaki fiyortlar tortellini kadar lezzetli. Hele ki tespitler artiyal fibrilasyon hortlaması yaratıyor. Delirip de beliriniz. Abuk abuk abucukla kalınız.
İnsanların birbiriyle konuşmaya korktuğu şu zamanlarda hangimiz yalnız değiliz ki! Bilmiyorum, belki öyledir. Belki herkesin yalnızlığı aynı derecede şiddetlidir ve yalnızlıklar karşılaştırılamaz.
Afşin Kum
Sayfa 11 - april yayınları
Bazılarına göre hayat, uğruna öleceğin bir şey varsa anlamlıdır. Ne kadar şiirsel! Peki uğruna öleceğin şeyin anlamını belirleyen şey ne? Onu da buldun diyelim, onu anlamlı kılan ne? Bu şekilde bir döngüye girersin ve sonunda varacağın yer anlamsızlıktır.
Afşin Kum
Sayfa 88 - april yayınları
Senin yokluğun tarihin bir boşluğu gibi. Boşluğun ciddiyeti şekli olmamasından değil, o şeklin bizim hayalimizin dışına taşmasından geliyor.
Afşin Kum
Sayfa 184 - april yayınları
Bu hissi bilirim. Vücut dediğiniz şey size bir türlü hapishane gibi gelmeye başlar. Hapishane de değil, nasıl desem, vücudun tamamı ruhu çok sıkı saran bir dik yakalı kazağa dönüşür. Yırtmak için dayanılmaz bir istek duymaya başlarsınız. Siz bu hissi bilmezsiniz. Ben bilirim.
Afşin Kum
Sayfa 30 - April Yayıncılık
Aşkı yalnız başınıza yaşarsanız aslında ve ancak şu anda benim yaşadığım kadar yaşayabilirsiniz. Aşkımın nesnesi karşımda duruyor, elimi uzatsam dokunabileceğim uzaklıkta. Ama bana ait değil. Henüz değil. Ve olmasını da istemiyorum. O orada belli belirsiz gülümsemesiyle dursun ve ben hep ona bakayım istiyorum. Konuşma yok. Yanlış anlaşılma yok. Acınası iletişim çabamız aradan çıkmış. Zaman var sadece, öncelerden sonralara bağımsız olarak zamanın kendisi. Karşımda eşsiz güzelliğiyle bakıyorum ve zamanın damla damla akışının tadını çıkarıyorum. Ne geçmiş var ne gelecek.
Afşin Kum
Sayfa 121 - april yayınları
Beklediğimiz, arzu ettiğimiz sonucun gerçekleşme olasılığını olduğundan yüksek sanma eğilimindeyiz. Rulet denilen oyunun yeterli zekada ve akıl sağlığı yerinde kabul edilen insanlar tarafından oynanabiliyor olması bile bunun için yeterli kanıttır. Peki neden böyle bir şey var? Neden insan, küçük bir olasılığı, sırf gerçekleşmesini çok istediği için olduğundan büyük görüyor? Bir de adına 'umut' diyerek methiyeler düzüyor?
Afşin Kum
Sayfa 134 - april yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sıcak Kafa
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055162771
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
April Yayıncılık
Dünyayı pençesine almış bir delilik salgını...
Konuşma yoluyla, zihinden zihne bulaşarak yayılan bir hastalık...
Yıkılmanın eşiğine gelmiş uygarlık...

Vaktiyle bu amansız hastalık üzerine çalışmış eski dilbilimci Murat Siyavuş, umutsuzluk içinde annesinin evine sığınmıştır. Acımasız bir devlet kurumunun peşine düştüğünü öğrenince, evden çıkıp hayata karışmak ve salgının dönüştürdüğü dünyayla yüzleşmek zorunda kalır.

Afşin Kum'un ilk romanı; akıl, dil, uygarlık, hayatın doğası ve boşlukta anlam arayışımız üzerine çarpıcı bir düşünce deneyi.

"Meraklandıran, sürükleyen, çokça güldüren ve nihayet elinizden tutup uçuran bir hikâye.
Türkiye'nin dünya bilimkurgu literatürüne armağanı."
-Alper Canıgüz-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 131 okur

  • Halil Mert Özel
  • Zynp
  • yusuf
  • irem
  • Eda
  • Vildan Ogun
  • 2my
  • Kemal Özdoğan
  • Nagiş
  • Ece Biberoglu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9 (6)
9
%19.4 (13)
8
%34.3 (23)
7
%22.4 (15)
6
%9 (6)
5
%4.5 (3)
4
%0
3
%0
2
%1.5 (1)
1
%0