Puan vermedi·147 syf.····Okunma: 27 Ekim 2023 21:58 Mübadelede ailesinin büyükleri göç etmek zorunda kalan Dimitrios, yıllarca mübadillerin özlemle anlattığı Ürgüp'e ziyarete gider. Oraları gezip biraz suyundan biraz toprağından alıp götürmek ve gördüklerini hasretle bekleyen büyüklerine anlatmak ister.
Dimitrios'un Ürgüp'te tanıştığı Aziz Güzelgöz'ün babası Mustafa Güzelgöz zamanında kütüphane memuru imiş. Köylere eşek sırtında kitap taşıdığı için ona "Eşekli Kütüphaneci" diyorlar.
Kitap esasında Eşekli Kütüphaneci'nin mücadele ve hizmet dolu öyküsünü anlatıyor. Bu öykü ekseninde bürokrasinin çıkmazları, halkın ekonomi ve eğitim yönünden yaşadığı sıkıntılara değiniliyor. Okumanın önemi üzerinde sıkça duruluyor. Bir yandan da Dimitrios üzerinden Türk- Yunan dostluğu köprüsü kurulmaya çalışılıyor.
Kitap boyunca yazarın üzerinde durduğu bir konu da " yobazlık ". Evet yobazlığın her türlüsü kötüdür. Hayatı zorlaştırırır. Tamam bunda hemfikiriz. Fakat yazar işi alıp başka bir boyuta taşıyor. Adeta fetva makamı! Durum şu:
Üzüm yetiştiren köylü bu üzümle şarap da üretiyor. Bu durumu eleştirenlere karşı yazarımız bir " modern ve çagdaş imam " türetmek istemiş. Bu imam üzerinden fıkhi hükümler bile veriyor. Şarap üretmek neden haram olsunmuş? Sarhoş etmeyecek kadar şarap içmek caiz olmanın yanında sağlığa da yararlıymış.
O kadar güldüm ki bu bölümleri okurken. Ne olacak bizim bu herkesin kendini din alimi zannetmeleri? Kendi fikrini empoze etme adına Allah'ın haram kıldığına helal demeleri. Töbe haşa dedirtecek türden.