Çocukların ailede başlayan eğitimi okulda devam ediyor. Böylece okulla birlikte çocukların sorumlulukları da artmış oluyor. Kimi öğrenciler okulun onlara yüklediği sorumlulukların başarıyla altından kalkarken kimileri de başarısızlığa mahkum oluyor. Bu başarısızlığın çoğunlukla öğrenciden kaynaklandığını düşünülür. Peki ya gerçekten öyle mi? Öğrencilerin başarısızlıklarında okulların hiç payı yok mu? Bu kitap tam olarak bundan bahsediyor. Okullar öğrencileri öğrenmeyi seven ve nasıl öğreneceğini bilen insanlar hâline gerimek yerine onlara öğretmenin kabul ettiği doğrunun tek ve nihai doğru olduğu fikrini aşılıyor. Onların doğrularını bir kenara atarken öğrenme konusunda birtakım stratejiler geliştirmelerine de sebep oluyor. Geliştirilen bu stratejiler öğrencilerin bilgiyi öğrenmesinden çok onlara yöneltilen sorulara "doğru" cevap verme amacına hizmet ediyor. Durum böyle olunca da okul öğrenciler için gerçek öğrenmenin gerçekleştiği yer değil onları korkutan ve sıkan bir yer hâlini alıyor.
Yazar çocukların bakış açılarına karşı empatik bir tutum geliştirerek âdeta onların zihinlerini okuyor. Onların dünyalarını daha iyi anlamamıza vesile oluyor. Kitap yer yer benzer örnek tekrarlarını düşsede çocukların dünyasını daha iyi kavramak amacıyla eğitimcilerin okuyabileceği güzel bir kitap niteliği taşıyor.