Puan vermedi·%36 (102/276 syf.)· Ön yargılı olduğum kitabı *her insanın okuması gerekiyor* diye önereceğim aklıma gelmezdi :) Çünkü o zamanlar fikirlerim bana ait değildi. Belli kalıplar ve damgalar vardı.
Sizde henüz okumamış iseniz ; başkasının sizin adına değerlendirme yapıp asla okumam diye karar verdirtmesine izin vermeyiniz. Kendiniz okuyup değerlendirin ki her ilimde olması gereken normal mantıklı halet budur...
- Okumak istiyor iseniz ne mutlu ancak erteledikçe pişman oluyoruz. (Sadece 1 kere bitirdim ancak bi kaç kez yarıda bırakıp tekrar başlayınca o ertelediğim anların pişmanlığı halen taze olduğundan biliyorum, neyse vardır bi hayır, tefsir kitabı olmasına layık her okunuşunda farklı yerleri ilaç oluyor yine de biz okumadıkça karanlıkta kaldığımızı unutmamaya çalışalım ama) -
Zira bu uygulama OKUmayı keşfetme yolunda ilerleyenlerin kullandığı bir platform değil mi :)
Kitaptan bir alıntı ile bir yorum tekrar alıntı yaparak sadece syf 6-10 arasındaki satırlarından dahi nice dimağınızda size ait incelemeler doğurup doğurmayacağına kendiniz açıp okuyarak, kendinize izin vererek, kendiniz düşünebilirsiniz. İstifadeli okumalar.
-Bu arada bağış yapmaya kıyamadığım bir kitap kalp emojesi ancak düşündükçe (...) anladım ki aslında ülke kütüphanesinde her şehrimizin rafında bulunması gereken en mühim ve elzem bir hazine hükmünde
dolayısıyla bağışlamak istediğimiz kitapları biriktirmeye devam edelim İnşaAllah hayırlara vesile olur
buradan da inzivaya çekilmemek için oldukça çaba sarf ettiğimide biliniz (...) İnşaAllah hepimiz iyiliklere layık olduğumuzu hatırlayabiliriz...
[...rızka muhtaç hayvanat âlemini gördüğüm vakit, maddî felsefe ile baktım: (...) o zîhayat âlemini bana çok acıklı ve elîm gösterdi. Ehl-i dalâlet ve gafletin gözüyle baktığımdan feryâd eyledim. Birden Hikmet-i Kur'aniye ve îmânın dürbünü ile gördüm. Rahmân ismi Rezzak Burcunda parlak bir güneş gibi tulû' etti. O aç biçare zîhayat âlemini rahmet ışığı ile yaldızladı...]
Kullanıcı yorumu: Ve daha bunun gibi Hak gözlüğünü kullanmadan - ne değerlendirilirse değerlendirilsin misal olarak devam ediyor diğer satırlarda - insanlar alemi ve dünya gibi pek çok şeyler acayip korkutucu, hüzünlü ve endişe verici gibi olumsuz ne varsa o, bakış açısını hissettiriyor. Ancak neredeyse tamamı işte vesveselerin verdiği sahte duygular. Gerçeklikten uzak kötülüğe sürükleyen bu çukura kendimizi attıkça OKB, anksiyete, paranoya gibi gibi pek çok stres temelli hastalıklara kapılmamız da kaçınılmaz oluyor. Boyun düzleşmesi bel fıtığı diye sıralanırda uzar tek birleşen nokta *stres
Misal anılarımdan birinde gökyüzündeki tüm yıldızların düşebileceği ihtimalinde boğulmuştum, daha doğrusu yıldızlar bile değil, o anı nasıl tasvir edebilirim ki bir anda olmuştu o hal; tamamen gökyüzü yerle bir olacakmış gibi... Betimlemek güç o anı ve hisleri. Yani baya daralmıştım bu herkeste olabilen içeriden daralıp dışarıya çıkma veyahut Klostrofobi değildi çünkü aslında çok sevdiğim seyahat hallerinden birinde idim ve en sevdiğim alacakaranlıkta hemde ve de henüz kalbimde bazı acılar yer edinmemiş idi, salt dışarısı bana güven vermemişti bütünüyle gökyüzü, nereye kaçabilirdim ki gökyüzünün uzanmadığı bir yeryüzü yoktu
kısaca kendi vesveselerimin kölesi olmaktan kurtulamayacaktım, işte bu kaçış düşüncesi, araçtan inmekle rahatlatmayacaktı, ne olursa olsun ecelden kaçınılmadığı gibi Rabbimden kaçamayacağım tefekkürü... Şah damarımdan daha yakın oluşu... Yani o anda düşündüğüm İslâmi bilgiler beni kendime getirip ferahlatmış, emniyet ve inşirahlar vermişti. Şekilden şekile giren kaşlar kendini geriye yayan yanak çizgilerine yani endişeli halin tebessüme bırakması..Ne kadar desem az ya da hakkıyla diyemem ama, okumadığım müddetçe ön yargısı olduğum kitapta da yazdığı üzere:
[Küre-i arzın zerratı adedince "Elhamdülillahi alâ nimet-il îmân" dedim.]