Puan vermedi·104 syf.··Beğendi
· Ara ara okumalarımda Jean_Louis in serisine yer veriyorum. Yazarın kalemini gerçekten çok sevdim. Kendi hayatını ufak ufak sıkmayacak gayet net anlatılar şeklinde sunulmakta bizlere.
Her insanın mükemmel hayatları olmadığı gibi bir çok zorluklar , ozlemler, mücadeleler bay Louis in başından da geçmiş ve bu özel anları bazen duygu yüklü, bazen acıklı ama en önemlisi bütün yaşanan olumsuzlukları kara mizaha dönüştürme becerisi mükemmel.
Okuduğum bu üçüncü kitabı ilk kitabında Louis in babasıyla arasında ki acıklı bağ beni çok etkilemiş ve yazar sayesinde acı acı gülümseyerek bitirmiştim.
Şimdi bu kitapta ise okuru ikiye bölecek bir unsur var. Louis bu kitapta özürlü iki evladını ve yasadigi zorluklari, hayal kırıklıklarını(saglikli cocuk bekleme), ozlemleri (normal ebeveynler gibi cocuklarının günden gune gelismelerini ve ebeveynleriyle yasami paylasimi )bizlere yine karamizah türünde anlatmakta. Bazı okurlar iki engelli temiz çocuğa bulunan ithamlar yüzünden kizacaktir kimimiz de kendimizi ebeveyn yerine koyup belki hayata bu taraftan bakmak biraz daha ebeveynin yükünü hafifletecektir diye düşünecektir.
Taktir okuyucuya kalmış...
Hiç mutlu olmamış, dünyaya sadece acı çekmek için ufak bir gezinti yapmaya gelmiş olan birinin ölümü korkunç bir şeydir. Bir gülümseyişinin anısını saklamak bile çok zor.
"Çocuklarınız şimdi kaç yaşındalar?"
Sanki umurunuzda.
Benim çocuklarımın yaşı yok. Mathieu'nün yaşı yok, Thomas da yüz yaşlarında olmalı.
Onlar iki küçük, kambur ihtiyar. Artık akılları yerinde değil ama hâlâ tatlı ve sevecenler.
Çocuklarım yaşlarını asla bilmediler. Thomas eski oyuncak bir ayıyı dişlemeye devam ediyor, ihtiyarladığını bilmiyor, ona kimse bunu söylemedi.
Küçüklerken, ayakkabılarını değiştirmek, her sene bir numara büyüğünü almak gerekiyordu. Ama sadece ayakları büyüdü, zekâları değişmedi. Zamanla gerileme eğilimi bile gösterdi. Tersine gelişim gösterdiler.
Hayatı boyunca, küplerle ve oyuncak ayılarla oynayan çocukları olan insan genç kalıyor. Hayatta nerede olduğunu pek bilemiyor.
Ben artık kim olduğumu pek bilmiyorum, hayatta nerede olduğumu bilmiyorum, yaşımı bilmiyorum. Hep otuz yaşında olduğumu zannediyorum ve her şeyle alay ediyorum. Kocaman bir oyunun içine demirlemişim gibi geliyor, ciddi değilim, hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. Aptalca şeyler yapmaya ve yazmaya de- vam ediyorum. Yolum çıkmaz sokakta bitiyor, hayatım çıkmaz sokakta son buluyor.