beyni, duyuları, bedeni olmayan bu anlamsız, yalnız yürek, balığın öldüğünü henüz fark etmemiş gibi çarpıyor, çarpıyor, çarpıyordu. Kedi balığın ciğerini yiyor, balıkçı kadın pullarını temizliyor, kenardaki cesur, kanlı yürek ise delice bir umutla çarpmaya devam ediyordu. Bedenimizden koparıp alsalardı, bizim kalbimiz de böyle çarpmaya devam eder miydi sence? Bir bakıma öyle aslında. Etimiz yavaş yavaş gözenekli kemiğe dönüşürken, hayata aç şu turnabalığı yüreği gibi akılsız, budala kalbimiz hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi yapıyor, eski alışkanlıkları için atmaya devam ediyor.