Catherine Morland, Jane Austen’ında her fırsatta bahsettiği gibi alışılagelinmiş baş karakterlerden farklıdır. “Güzel sayılır” cümlesini iltifat addeden, pek zeki sayılmayan ve gözlem gücü düşük bir karakterdir. Bunlara ek oldukça da iyi niyetli bir karakterdir. Aaah ah kitabı okurken bazen saçımı başımı yolasım gelmişti bu özellikleri yüzünden. Öte yandan yazarın klişeleşmiş baş karakterleri alaya alırken diğer kitaplarının bu tarz kadın karakterlerden oluşması da başka bir detay.
Peki bu özgün karakterin hikayesi nerede başlıyor derseniz, Catherine’in bir aile dostlarıyla Bath’a gezmeye gitmesi ve oldukça hoş bir genç adamla karşılaşmasıyla başlar.
******
Spoi içerir;
Catherine her ne kadar saflığı zaman zaman çıldırtsa da okumaktan keyif aldığım, sevdiğim ve yakın bulduğum bir karakter oldu. Fakat ah be Catherine’im ah be kızım o zevzek John Thorpe’a nasıl katlandın… Adamı okurken taa ben göz devirdim buralardan. O kardeşiyle ne dolaplar çevirdiler de ruhun bile duymadı. Ah neyse ki bir yerden sonra hiç görmedik kendisini…
İsabella, yazarın anlatımından belliydi zaten senden bir şeyler çıkacağı. Gerçek bir bencil ve manipülatörsün. Yine de abinden daha katlanılabilir durumdasın ama öyle çok da değil. Bir gıdım filan.
Jane Austen
Yazarın okuduğum her kitabında sosyalleşmek ve sohbet etmek ile ilgili bölümlere bayılıyorum. O kadar akıcı ve güzel geliyor ki… Jane Austen’ın yüksek bir sosyal zekası ve tatlı bir sohbeti olduğunu düşünüyorum