George Orwell, Aspidistra romanında 1930’lar İngiltere’sindeki sınıf kavgasını ve bir üst sosyal katmana çıkma eylemini kara mizahla eleştirmiştir. karamsar ve umutsuz dünya perspektifini de bu kitaba da yansıtmıştır. Sistemin demir çarkından kurtulmanın mümkün olmadığını, eninde sonunda sistemin bir parçası olunacağını savunmuştur. Gordon, karakteri tutarsızlıklarıyla ön plana çıkmaktadır. Hem paraya savaş açmıştır hem de sürekli bir şekilde ona muhtaç kalmıştır. Üstelik başkalarının parasına ihtiyacı olmuştur. Romanın ismi ve roman örgüsünde sıkça adı geçen Aspidistra bitkisi, aslında romanın başrolü Gordon için parayı temsil eden bir varlıktır. Onun kötü şartlarda yaşadığı evlerde, bu bitki de onu tıpkı paranın kirli ve bozulmuş bir gölgesi gibi takip eder. Zihninden uzaklaştırmaya çalıştığı para imgesi onu “Aspidistra” kılığında takip etmiştir. Gordon’un değişen şartlarıyla birlikte bitkinin de yeri değişir. Nefret ettiği her ne varsa yaşamının tam ortasında yerini almıştır.
"Garipti. Ingiltere'nin dört bir yanında insanlar işsizlikten kıvranıyordu, "iş" sözcüğünden midesi bulanan Gordon ise bırakması istenmeyen işlerden çıkıyordu. Bu da, bu dünyada, gerçekten ve içtenlikle istemediğin her şeyi elde edebileceğinin iyi bir örneğiydi."
Kapitalist sisteme karşıydı. Paraya savaş açmıştı ama yine de onsuz olamayacağının farkına varmış ve oda sistemin bir parçası olmuştu.
Güzel bir kitap okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar