Puan vermedi·168 syf.····Okunma: 06 Kasım 2023 12:16 Çocukluktan bu yana ada hayatı hep ilgimi çekmiştir. Zaman-zaman ıssız bir adaya düşsem nasıl olurdu? diye düşünmeden de edemiyorum. Galiba adanı pozitif bir çerçevede düşünmem de çocuklukta okuduğum "Robinson Crusoe" romanına bağlıydı. Ancak son bir ayda okuduğum iki roman tüm düşlerimi alt üst etti. Bunlardan biri "Sineklerin Tanrısıydı", ikincisi ise "Doktor Moreau'nun Adası."
Kitabı okumak için sağlam psikoloji ve ruh hali gerekli olduğunu okumuştum yorumlarda. Zira yazılanları canlandırmak insan sınırlarını zorlaya biliyormuş. Bu kısmı kişiden-kişiye değişeceği için yorumsuzum.
Kitabın ana hattı dr. Moreau'nun ıssız bir adada hayvanlar üzerinde yaptığı acımasız deneyler üzerindedir. Wells bilimsel çalışmanın hedefi ve sonuçlarının ahlaki sorumluluğu ile toplumsal yarar açısından kullanımı konusunu ele alıyor burada.
Fazla yorum yapmak istemiyorum. Çünkü okudukça her sayfasında insanın duygu durumu değişiyor. Bazen üzüntü, bazen sinir, bazen de dehşet yaşayabiliyor insan. Her ne kadar bilimkurgu türünde olsa bile yazılanların hala laboratuvarlarda gerçekleştirildiği kuşku götürmez bir gerçektir. Kitap sadece bu konuda düşünebilme yetisi kazandırıyor. Belki de hayvanlarla kurulacak empati duygusunu da körükler...
Not: Farklı dönemlerde birkaç kez filmi yapılmış bir yapıttır.