Yazarın diline ve felsefeyi bu kadar edebi ve akıcı bir şekilde edebiyatın içerisine yedirmesine bayıldım. Meursault kadar hayata ve toplumun oluşturduğu, anlamsız kurallar, yasalar ve düzen'e *yabancı* olduğumu hissettim zaman zaman. Fakat yinede insan kendi kendinin cehennemi dahi olsa da, bu kendi kendine yarattığı cehennem yine insanın kendi savunma mekanizması yani ihtiyacından doğar. Her şey olması gerektiği gibi aslında. Olması gerekenler ise kendi içinde apayrı bir evren olan bizler için, değişken.