·72 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Kasım 2023 09:01 Çin’de yasalara göre ailelerin birden fazla çocuk yapması yasak. Yalnız ve yaşlı bir kadın olarak yaşamını sürdüren Bayan Ming’in ise on çocuğu vardır. Peki ama nasıl?
Kitabımızın anlatıcısı, aynı zamanda kitabın ana karakteri olan, ismi kitapta hiç geçmeyen Fransız bir iş adamı. Karakterimiz kısa süreliğine iş gezisi için Çin’e gider. Bu süre zarfında kaldığı otelin tuvaletinde görevli olarak çalışan Bayan Ming ile karşılaşır, aralarında kısa bir sohbet başlar.
Anlatıcı her iş görüşmesinde prensip gereği sık sık tuvalete gider. Her defasında tuvalette karşılaştığı bu yaşlı kadınla, onun çocukları hakkında konuşmaya başlar. Her ne kadar Bayan Ming’in samimiyetinden şüphe duysa da, bu kısa sohbetler ikisi arasında bir bağ oluşturur. Anlatıcı artık bu sohbetlerin müdavimi olmuştur.
Mao’dan Konfüçyüs’e, hayaller ve hakikat arasında gidip gelen, Bayan Ming’in çocukları ile alakalı anlattığı bu olağanüstü hikayelerde, her sohbet öğreti değerinde.
Eve dönme vakti geldiğinde anlatıcı, “savaşta komutan olarak, barışın yayılamayacağını” öğrenmiştir ve artık hayatını değiştirecek kararı alması gerektiğinin farkındadır.
Baştan sona sevgi dolu olan bu şiirsel novelladan anladığım iki şey oldu: Aile ve sevginin önemi.
Etrafımızda, kalabalıklar içinde giderek yalnızlaşan birey sayısı, büyük bir hızla artarken, gelecek dünya düzenine baktığımızda, insanlar maddi olguların beyhude olduğunu anlayacak, kişisel mutlulukta ne kadar anlamsız olduğunu ve yetersiz kaldığını fark edecek.
Çünkü insanlar gelecekte en çok koşulsuz ve samimi sevginin eksikliğini hissedecek.
Çünkü gelecekte insanlar en çok sıcak bir aile ortamını kıskanacak.
Çünkü sahip olmak istediklerimiz aslında gerçek ihtiyaçlarımızı karşılamayacak.
Herkesin okuması dileğiyle…