Popüler kültürün kölesi olduğumu gösteren bir başka kitap incelemesiyle geldim. Lightlark bir sosyal medya fenomeni, hatta o kadar fenomen oldu ki dizisi (ya da filmi olabilir) çekilecek. Ben de videolarını ve anlatımını görerek meraklanmıştım.
Türkçesi çıktığında hemen aldım ve okumaya başladım. Onca işimin arasında biraz sürüncemede kaldı ama olsun. Konu bakımından gerçekten gelecek vaat ediyordu ancak içine girince o kadar da matrak bir şey olmadığını anladım. Konusu şöyle; çeşitli hükümdarlıkların hayatlarını derinden etkileyecek şekillerde lanetleri bulunuyor. Bu lanetlerini kırmak adına bir 'yarışma' düzenlenmiş ve kazanan hükümdar ve halkı bu lanetten kurtulacak. En azından mantığı bu. Ancak bu zamana kadar gerçekleştirilmiş bütün yarışmalarda bir sorun çıktığından bu bir türlü mümkün olmamış.
Isla Crown bir Wildling hükümdarı ve halkı, aşık oldukları kişilerin kalplerini yemekle lanetlenmiş. Kankası Celeste (kendisi bir Starling hükümdarı) ile birlikte bu yarışmadan bir şekilde kârlı çıkma planları yaparak yarışmaya katılıyorlar.
Lightlark adasına geldikleri anda olaylar başlıyor ve garip bir yön alıyor diyelim.
SPOİ ÇİZGİSİ--DİKKATİNİZE
-.-
-.-
-.-
-.-
-.-
-.-
-.-
-.-
-.-
Hükümdarların adaya ayak basmalarıyla hikâyemiz başlıyor. Her şey güzel bir akışta ilerliyor elbette. Yazar hanımımız bu akışı sonradan alt üst etmek için bir çabaya da girecek ama şimdi oraya değinmeyeyim.
Grimshaw isimli bir hükümdar Isla'ya oldukça ilgili davranıyor. Onunla uğraşıyor, çeşitli yerlere davet edip oyunlarda yardımcı olma nezaketini bile gösteriyor. Elbette bir hükümdar ve yarışmacı olarak Isla bunu oldukça şüpheli buluyor çünkü yarışmanın sonunda bir hükümdarın ölmesi gerekiyor.
Isla'nın ölümcül bir sırrı da var, kendisi hükümdar olmasına rağmen Wildling güçleri yok. Bu da onu yarışmadaki en zayıf halka yapıyor. Hatta bunu bir tek bilen arkadaşı var ki o da Celeste. Isla'nın kendini diğerlerinden gizleme çabası takdire şayandı ancak biraz zayıf kaldığını da düşünmüyor değilim.
Diğer hükümdarlar inanılmaz şeyler yaparken ve bu hükümdarlar oldukça yaşlılar (+500), Isla'nın çektiği numaralara düşüyorlar. Böyle karakterler kurgulayıp onlara ergen zihni verilmemesi gerektiği kanaatindeyim.
Çeşitli bölümler oluyor ve her hükümdar kendi testini yapıyor. Bir şekilde yarışmanın galibini belirlemeye çalışırlarken Isla, kendini Grim'e çekilirken buluyor. Bir yandan da Celeste ile planlarını gerçekleştirmeye çalışıyorlar.
Kurgu bunun üzerinden ilerleseydi inanın daha güzel bir şeyler ortaya çıkabilirdi ancak yazar hanım "Daha fazla entrika çokça insan çeker," kafası yaşadı sanırım çünkü bir yerden sonra işleri öyle dallandırdı budaklandırdı ki kimin kim olduğu, neden neyi yaptığı karıştı.
Yazarın, ortalığı karıştıracağım diye güzel bir hikâyeyi bozduğunu düşüyorum.
Isla'nın Grim ile olan ilişkisi, Celeste ile olan arkadaşlığı, Orlo ile olan ittifakı, Azul'un hikâyesi çok daha farklı şekillerde ele alınabilecekken böyle garip bir sona gitmiş kitap.
Açıkçası ikinci kitabı çok da merak etmiyorum çünkü karakterlerin duyguları bana çok yavan geldi. Mesela şöyle büyük bir spoi vereyim; Grim ile o kadar flört ediyorsun ama sonunda başka biriyle mi devam ediyorsun Isla? Meh~
Hele de o öğrendiklerinden sonra? Peki.
Devamını getirir miyim bilinmez. Kitaplar gerçekten inanılmaz fiyatlarla satışa sunulmaya başlandı. Bu dönemden sonra çoook dikkatli tüketiciler olmamız gerekiyor ve bu tür kitaplar alırken de ona göre davranacağım.
Okudum ve pek de zevk almadım. Üstelik çevirisi de bir garipti. Genel anlamda çok da rahatsız etmedi ancak bazı yerlerde kesinlikle düzeltilmesi gereken noktalar vardı ve bunlar editörlerin, son okuyucuların nasıl gözünden kaçıyor anlamış değilim. Gerçi çeviri şu kitap için en ufak sorunlardan biri...