Afrikalı Leo veya Afrikalı Hasan'ın maceraları
Granada' da Müslüman varlıklı esnaf ailesinde 1489 yılında doğup, İspanya katolik krallığının baskısıyla (Reconquista) kaçmak zorunda kalan bir kahramanın, Hasan'ın yaşam öyküsünü okuyoruz. Yazar, gerçekten de yaşadığı iddia edilen bir gezginin ağzından oğluna yaşamını anlatır. Düz bir anlatım. Yer ve zaman geçişleri arka arkaya. Tarihsel olaylar ile Hasan adlı bir kahramanın hayatının düşsel olaylarla örülmesi.
Zengin bir ailenin çocuğuyken birden gariban mülteci olarak Fas'ta büyür. Daha sonra tüccar ve elçi olarak kuzey Afrikayı ve Sahra çölünü geçerek (geçerken bir güzel köle hediye edilir), Mısıra (gezerken Kahirde karşılaştığı çerkez güzeli ile evlenir), oradan Mekke'ye gider hacı olur, arada Fas'a uğrayıp bir de yeğeniyle evlenir, istanbul'a elçi olarak gider ve Vatikana köle olarak satılıp vaftiz edilir, hıristiyan olur, papanın sevgili kulu olarak, gelmişken güzel bir Romalıyla evlendirilir, ve bütün bu maceraların yanında gezdiği gördüğü yerleri, edindiği dostları anlatır. Yalnızca 16 yy da ticaretmerkezlerindeki, limanşehirlerindeki yaşamı, sarayları, hükümdarları değil aynı zamanda her gittiği yerde bir aşk ve evlilik yaşayarak güncel aile yaşamını da konu edinir.
Yazar bu romanda tarihsel olaylarla ve yazarın düşgücüyle, tesadüflerle, felaketler ve her felaketin sonunda dramatik kurtulma, hatta ödüllendirmelerle inişli çıkışlı bir anlatımla okuyucuyu bir maceradan ötekine sürükler. Hasan hepimizin seveceği sempayi duyacağı akıllı, kurnaz, karşısına çıkan olanakları iyi kullanan, iyi kalpli bir kahraman. Çevresinde iyi dostlar ediniyor, kötüler genelde hırslı nefret ve kaba güç kullanan zorbalar. Kurnazlığı ve dostlarının yardımıyla her zorluğun üstesinden geliyor. Roman boyunca yazdığı Afrika kitabına göndermeler var.
Genel olarak roman, yer, zaman, gelenek, kişi ve olay tasvirleriyle dikkat çekerken, yer yer yaşadığı yerlerdeki atmosferi de yaşatıyor.
Benim için ilginç olan romanın özgün adı fransızca Leon L’Africain, Almancaya ilk önce "Der Sklave des Papstes" Suhrkamp, (Papa'nın kölesi), daha sonra ise "Der Geograph des Papstes" (Papa'nın coğrafyacısı), olarak çevrilmiş. Almanlarda Papaya önem verilmiş. Bu nedenle Alman okuyucular papaya gelene kadar Afrikayı dolaşmaktan bıktıklarından söz ediyorlar.
Bence Afrikalı Hasan'ın anlattıkları, Romalı Leo'nun anlattıklarından daha da ilginç. Kitaba Türkçe "Afrikalı Hasan" :-) da denilebilirdi.
Sonuç olarak benim ilgimi çeken bir başka nokta da, romanda Hasan'ın kişiliği özgün kalırken, etnik, dini ve ailedeki rolü sürekli değişim içinde. Ve buna şaşırmıyoruz, çünkü yaşamını sürdürmek için sürekli değişmesi gerekiyor... Bukelamun Hasan ...
Ancak roman boyunca Afrikalı Leo ya da Hasan içinden hep Granadalı kalıyor.
Çeviri ne yazık ki kimi yerlerde tekliyor. Bunun 65. Baskı ve YKY olmaması gerek. Özellikle romanın sonlarına doğru. Çevirmen de insan yoruldular herhalde.... Ama yayınlandıktan sonra yayınevinde bir okuyan vardır herhalde...
Yazarı hakkında wikipediada bilgiler bulunuyor. Bu kitabı okuyan, eger okumadıysa, benim gibi mutlaka Semerkant'ı okuyacaktır.
Hatta 'Arapların gözünden haçlı' seferleri de okunacaklar arasında.