Hayat dediğimiz yolculuk aslında sadece 'an'lardan ibaret. Geçmiş 'an'lardan kalan tortuların izleri, ancak fotoğraf karelerinin ruhunda yeniden anlam kazanıyor. Zamanın akışına direnemeyen gençliğimiz, yalnızca fotoğrafların içerisinde o an ki tazeliğini koruyor. Belki de bu yüzdendir albümlere her baktığımızda içimizde bir bahar esintisinin peydah olması. Yitip giden zamanın ruhunda asılı kalan özlemlerimiz, kayıplarımız , gizlemeye çalıştığımız kusurlarımız; yine yeniden tezahür ediyor kalbimizin en kuytu köşesinde.
Bir fotoğraf karesine bakarken bazen hayatımızdan yitip giden sevdiklerimizi ve o bahtiyar gençliğimizi yâd ederiz kimi zaman da o insanları karşımıza alıp hasbihal ederiz. Ta ki; kalbimizdeki duyguları en savunmasız çıplaklığına indirgeyene dek.
O denklanşöre basıldığında takındığımız duygu her ne kadar bir tebessüm edasında yansısa da çehremize; ruhumuzun en derinlerindeki kıvrımların portresi ancak o fotoğrafa atfedilen hikaye ile gün yüzüne çıkar. İşte sevgili yazarımız da sahaflardan topladığı siyah beyaz fotoğrafların her birine yeni bir hikaye yazarak; adeta perde arkasında kalan duyguları yeniden sahneye çıkarmış.
Hayaller, aşklar, seviyormuş gibi yapanlar, uzak yakın akrabalar, yersiz kahkahalar, göçebe hayatlar, boşa bekleyişler..Ve ne varsa hayata dair hepsi bu hikayelerin içerisinde yeniden can bulmuş.
Ben de okuduğum her hikayenin kahramanıyla nice sohbetler ettim, nice teselli sözleri fısıldadım kulaklarına. Bazen de yazarımızın mizahı üslubu ile istemsizce tebessüm ettim. Hayat da öyle değil midir zaten; bazen bir mizah bazen de kara mizah..
Belki sizler de bu güzel insanların yürüdüğü sokaklarda gezinmek ya da onlara bir kelam etmek istersiniz. Kim bilir belki de her fotoğrafa yeni bir hikaye atfedersiniz..