·1696 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Kasım 2023 19:50 1965 yılında Nobel Edebiyat Ödülü kazanan Rus yazar Mihail Şolohov'un dört ciltlik epik romanı Durgun Don, 20. yüzyıl Rus ve Dünya Edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Eser, Birinci Dünya Savaşı, Rus Devrimi ve Rus İç Savaşı sırasında Don Kazaklarının yaşamlarını ve mücadelelerini anlatmaktadır.
Roman; bir Kazak ailesi Melehov'lar etrafında döner ve çarlığın yıkılışı, Rusya'da iç savaş ile devrim sürecini onların yaşamları, ilişkileri, kültürleri ve geleneklerinin etrafından okura aktarır. Romanın kahramanı bir Kazak köylüsü olan Gregor Melehov'dur. Gregorun gençlik dönemindeki köy yaşantısı ardından katıldığı l. Dünya Savaşı sırasında cephede yaşadıkları ile değişen duygu ve düşünce dünyası ve sonrasında çarlığın yıkılışıyla onunla birlikte Kazakların yaşadıkları ile çöken ruh hali analiz edilmiştir. Devrim sürecinde aile fertleri, akrabalar, aynı köyün kentin insanları karşı karşıya gelir, savaşın neden olduğu ölümler onca yuvayı yıkarken bu sürecin etkileri, ana kahraman Gregor'a yaşamı sorgulama imkanı verir ve savaşın yıkımlarıyla birlikte iç dünyasına da çelişkiler doğurur.
Roman dört ciltten oluşmaktadır; ilk cildinde Kazakların gelenek görenekleri köy hayatı anlatılırken, ikinci ciltte Şubat ve Ekim Devrimleri'nin Kazaklar üzerindeki yansımaları aktarılır. Romanın üçüncü cildi Yukarı Don Ayaklanması ile devam eder ve dördüncü, son cildinde bitmek bilmeyen savaşın trajedilerinin yansımalarının aktarımı ile son bulur.
Şolohov, devrim öncesi ve sonrası Rus yaşamını, özellikle de feodal değerlere ve Çar'a bağlılığını sürdüren Kazakları betimlerken birey ve toplum ilişkilerini irdeleyerek kurgular.
Durgun Don'un ana kahramanı Gregor Melehov'un köy hayatına, doğaya, bağımsızlığa tutkusuyla birlikte, haklarını almak için başkaldırıp sınıfsal farkındalığı kavramak arasında çelişkili duygular arasında sıkışıp kalır.
Romanda, aşk, tutku, sadakat ve namus kavramları da güçlü bir biçimde kendisine yer bulur. Gregor'un yasak aşkı Aksinya arasındaki gelgitlerle devam eden ilişkisi de romanın önemli bir temasıdır. İki aşık geleneklerin baskısına kâh boyun eğer kâh mücadele ederler. Gregor'un komşularının karısı Aksinya ile ilişkisine son vermesi için ailesi, çocukluk arkadaşının kızkardeşi Natalya ile evlendirir. Aşk, tutku ve sadakat kavramları Gregor, Aksinya ve Natalya karakterleri üzerinden işlenirken, onların etrafında, bu çetrefilli ilişkilerin yaşandığı Kazak köyünün namus kavramı da betimlenir.
Roman, yazara Lenin Nişanı ve Stalin Ödülü’nü kazandırırken, Şolohov 1965 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı.