Görüntü Yanıltıcıdır
6/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Hukuk felsefesi profesörüm Yasemin Işıktaç'ın söylediği günden bu yana bu kitabı okumak istiyordum. Ders konumuz da markaları neredeyse boynumuza asılı pankart gibi taşıyor oluşumuz, birden tüketim toplumuna dönüşmemizdi. Hatta bu kişilerden biri bendim ve hocam çantamın üzerindeki alın yazısı kadar kocaman Converse yazısını görüp örnek vermişti. Aslında kitabın konusunun da bu olduğunu söyleyebiliriz. Dersin üzerinden geçen yaklaşık 8-10 yılda toplumumuz ve Dünyadaki tüm toplumlar daha da vahşi bir halde tüketim toplumu haline geldi. Kitap genel olarak ise toksik maskülenlik, tüketim kültürü, marka takıntısı, üst gerçeklik ve Yuppie Kültürü gibi önemli konulardan, tuhaf bir yoldan olsa da, bahsediyor. Patrick Bateman isimli anti-kahramanımız üst düzey bir şirkette çalışan, zengin, yakışıklı, sportif, hayatındaki her nesnenin bir marka olmasına dikkat eden meta fetişisti bir birey olarak karşımıza çıkıyor. Kapitalist sistemin bireyleri yarıştıran düzeninde kendinden üstün olanları gördüğünde eli ayağına karışan Bateman, bu sistemin devamı için aranan prototip diyebiliriz. “Bir Patrick Bateman görüntüsü var. Soyut bir kavram. Ama gerçek bir ben yok. Sadece bir varlık. Yanıltıcı bir şey” Sistem size daha üst mevki, daha iyi mali koşullar gösterip bunun için sizin savaşmanızı bekler ve sizin daha iyi koşullarınıza göre de tüketim malzemelerini önüne serer. Siz bir çemberde koşup duran hamster gibi koşarken bulursunuz kendinizi. Sürekli "daha fazla" için yaşanan zamanlarda giderek de yalnızlaşırsınız. Roman, kapitalizmin hızlandığı 1980'li yılları arka planına alıyor. Bu günlerde her gün yeni bir albüm çıkıyor, yeni bir teknolojik alet satışa sunuluyor, yeni bir "in" bar/restoran açılıyor, televizyonda yeni yeni programlar yayına giriyor. Sürekli "yeni" olanları takip eden, hislerinden arınmış ve kendisini, aklını bu tüketim denen canavara itaat eden insanlar sürüsü. Bu şekilde davranan sadece Patrick Bateman değil, bu koşullarda çalışan ya da bize verilen kişiler de bu şekilde yaşamını devam ettiriyor. Kitapta birilerinin isimlerinin asla doğru bilinmemesini de bu herkesin birbirinin prototipi haline gelmesi nedenine veriyorum. Mekanlar, markalar gibi kişiler de tek tipleşmiş ve özünün önemsizleştiği bir hale gelmiştirler. Roman, bu koşullarda yaşamını sürdüren Patrick Bateman'in giderek canavarlaşmasını anlatıyor. Bateman için sistemin çarklarının dönmesine yardım etmeyen bir siyahi dilenci/evsiz, yatağına giren hayat kadınları, Uzakdoğulu göçmenler, Yahudiler öldürülmesi gereken ve ortadan kaldırılması gereken insanlardır. Yahudileri de dahil etmemin nedeni Bateman'in Nazi yanlısı sayılabilecek düşünceleri. Toplumsal sınıf kademelerinde kendinden aşağıda olan herkes ona göre yok edilmelidir. Bu kişiler yanında işinde kendisini yanında küçük gördüğü bu "kasabın" eline düşmektedir. Bütün bu cinayetlere rağmen o hayatına alkolle ve uyuşturucuyla devam etmektedir. Karakterin cinayet işlemeyi de tüketim olarak gördüğünü ve sürekli bir yenisi işlediğini düşünüyorum. Kitabın en güzel yanlarından biri de baş karakterin sürekli olarak Trump'ı övmesi ve onun beğenilerine göre hayatını yaşamasıydı. Kitabın yayın tarihi 1991 olsa da; Trump'ın yıllar sonra bu ülkenin başkanı olması da durumun ne kadar vahim olduğunu gösteren bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Kitapla ilgili olumsuz yorumum ise çok fazla tekrara başvurmuş olması. Alt metninin güçlü olduğunu düşünsem de kendimi sürekli marka, marka, marka .... okurken buldum. Kitabın akıcılığına bu şekilde bir sekte vurulduğunu düşünüyorum. Öte yandan vahşet içeren sahneleri okumak gerçekten zordu. Bunların sistemin yarattığı "yaratığı" göstermek adına olması gerektiğini düşünsem de bu kadar çok olmasına anlam veremedim. İnanın 473 sayfayı okumak bu anlamda işkence gibi oldu. Kitap 250-300 sayfa aralığında olsa çok daha verimli olabilirdi diye düşünüyorum. Kitabı salt bir korku- gerilim - polisiye gibi bir türe özgü olduğunu düşünerek okunmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü yazar olaylardan çok bir durumu anlatmak istiyor. Kitaptan uyarlanan filmi ise bir fenomen olarak tanımlamak mümkün. Halen daha medyada çok fazla "Patrick Bateman" videosu dönüyor ve çoğu insan bu karakteri ideal insan olarak nitelendiriyor. Asıl korkutucu olanın bu durum olduğunu düşünüyorum. Film ile ilgili Christian Bale'in bir röportajını izlerken aktör Wall Street'te rolüne çalışırken çoğu kişinin kendisine gelip bu karaktere hayran olduğunu ve ona benzemek istediğini söylediğinde çok şaşırmış. Kitaptaki konular "kurgu" olsa da çoğu kişi tarafından hayranlık duyulması daha problemli bir durum. Okunması zor bir eser olduğunu şerh düşerek şans verilebilecek bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitabı okuduktan sonra şu makaleyi okumanızı da tavsiye ederim: dergipark.org.tr/tr/download/art... “... Artık aşılacak başka engel yok. Beni deliliğe, denetim dışılığa, kötülüğe, acımasızlığa, mutlak bir kayıtsızlıkla giriştiğim bütün bu şiddete bağlayan ne varsa, hepsi şu anda arkamda duruyor. Ama hala, tek, iç karartıcı bir gerçeğe tutunuyorum: hiç kimse bir mazeretin arkasına sığınamaz, hiçbir şey bağışlanamaz. Gene de suç bulunamaz bana. Her insani davranış modelinin bir geçerliliği olduğu farzediliyor. kötülük olunan bir şey midir yoksa yapılan bir şey mi? İçimdeki sızı sürekli ve keskin ve hiç kimse için daha iyi bir dünya dilemiyorum. Hatta kendi acılarımı başkalarına da yüklemek istiyorum. Hiç kimse kaçamasın istiyorum. Ama bunun itiraf ettikten – ki defalarca ettim, hemen her eylemin ardından ... ve gerçeklerle yüz yüze geldikten sonra bile, arınma olmuyor. Kendimle ilgili daha derin bir bilgi edinemiyorum, bunları anlatışımdan çıkartılabilecek yeni bir anlam. Bütün bunları size anlatmam için hiçbir neden yoktu. Bu itirafın hiçbir anlamı yoktu..." (sayfa 448) Bret Easton Ellis Amerikan Sapığı Yasemin Işıktaç
Roman
Amerikan SapığıBret Easton Ellis · OM Yayınevi · 2003335 okunma
·
119 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.