Jo Nesbø polisiye gerilimde gerçekten ustalaşmış bir yazar. Bu kitabında da bunu kanıtlamış. Geçen sene okumuştum ama o kadar hayran kaldım ki son iki gün içinde storytel üzerinden tekrar dinledim.
Kitap adeta melekler ve şeytanların bitmek bilmeyen savaşı gibi. Bir tarafta karanlık ve kirli insanlar varken diğer tarafta da kendi hayatına devam eden insanlar var. Maalesef bir şekilde yolları bu karanlık insanlarla kesişiyor. Karakterler, mekanlar ve olaylar o kadar detaylı anlatılıyor ki resmen kendinizi Oslo’nun serin atmosferinde buluyorsunuz. Bu yüzden zaman zaman temponun düşmesi rahatsız etmiyor. Yazar Avrupa’ya bile burun kıvıran Norveç gibi bir ülkenin de her bakımdan ne kadar yozlaştığını gösteriyor.
Babası öldürülen müptezel bir çocuk hapisaneden kaçıp elindeki kabarık intikam listesinde bulunan isimleri teker teker karalıyor. Babası ve ölümü hakkında bildiği her şeyin yalan olduğu yüzüne bir tokat gibi çarptıktan sonra bu intikam yolculuğuna çıkıyor. İp uçları çok güzel nüanslar ile okuyucuya veriliyor. Acaba mı dediğiniz şeyler sonuna kadar kafanızı kurcalamaya devam ediyor. Ben tahmin etmiştim dediğiniz anda da Nesbø sizi ters köşe yapıyor. Bir katilin zeki ve kurnaz olması beklenebilir belki ama kibar ve naif olması, kurbanlarıyla empati yapması sizi tuhaf biçimde etkiliyor. Polisiye / gerilim sevenler bence okurken sıkılmayacaklar.