Kitap, güzelliğini harflerin gücünden almış ve 'hadi gel keşfe çıkalım' der gibi elinden tutup götürüyor.
Felsefeyi, fantastigi kullanarak okura sunuyor yazarımız. Kitabın derinliklerinde ve kelimelerin gücünde yaşadığımız her çelişki, güzellik, tekrar çırpınmaya başladığımız anlar, potansiyelimiz umudumuz, duygularımız, yaşamın ta kendisi gizli aslında. Metaforlarla okura hep açık bir kapı bırakır yazar, kendini keşfetmek isteyen herkesi içeri alıyor bu kapı. Okul kavramının içinin farklı bir şekilde dolu olduğunu görürüz; olgunlaşmayı, karar vermeyi, kimseye zarar vermeden güçlü duruşunu korumayı, umudun sonsuz olduğunu, güzel sevmeyi öğreten bir okul hayal edin. Keşke önce bu okuldan mezun olsaydık... Verilen her bir görevin yaşamını kolaylaştırdığını, olgunlaşmanı sağladığını düşünün ve kaybolun kitabın içinde, Tamana gibi yolunuzu bulmak için durup düşünürsünüz. Umarım herkesin içinde 12 kristali hedefleyen bir "Lambdoma öğrencisi" vardır. Zira sonsuz ve güven veren bir okul. İçindeki "Lambdoma" yi kaybetme...
Evrensel değerlerin kristal olduğu ve bunları alman gerektiği bir macerada, ödülün kendini keşfetmiş olarak dönmek. Harika değil mi?
Bir de SALİTA var. Muhteşem bir olgu yaratmış yazar yine. Hem somut hem soyut olarak vermiş, okur hangisini isterse.. Kitabın sonuna doğru ne olduğunu okura veriyor fakat benim için okuduğum süre boyunca güven veren bir olgu oldu. Her okur için farklı bir sembol olacağını düşünüyorum...
Kitapta dikkatimi çeken bir başka nokta da yazarın pedagojik bakış açısı. Tamana'nın tek başına yola çıkıp zorluklara göğüs germesi eğitimde Öz-Düzenleme Öğretimini hatırlatti. Kendi amaçlarını belirleme, çalışma prensipleri doğrultusunda bilişsel olarak güdülenmeyi Tamana yolculuğunda bu kuramı müthiş fantastik bir kurguyla okura sunuyor.
Bender ile diyalogları okuru en çok içine alan bölümlerden biri bence. Yol gösteren, el uzatan ama bütün deneyimlerini sunup ideal bir karakter yaratan bir bilge asla değil. Zorlayarak değil mücadele etmesini sağlayarak karaktere yön veren bilgemiz. İçindeki potansiyeli fark etmeni sağlayan bir öğretmen metaforu aslında. Bir öğretmen olarak hissettiğim buydu. Dahasını diğer kitaplarında görmeyi de dilerim. Temennim okulun biraz daha betimlenmesi ve işlenmesi. Ders içeriklerinin, tutumların, hayata yön veren kuralların olduğu dolu dolu bir okul görmeyi ve keşfetmeyi diğer kitaplarında dört gözle bekliyorum. Okuyun, okutalım.. Teşekkürler edebiyat ve Fatih Cem Gülbent...