Leo Perutz'un 3 kitabını yan yana koyduğum vakit, içinde bayılacağım hikayeler anlattığını hissediyordum. Dünden beri kronolojik sırayla okudum ve nihayet bitirdim. Sinematik bir anlatım dili olduğundan, öncelikle, üçlemenin son filminde ödüllere boğulan LOTR'a yapıldığı gibi, bu kitaba ekstradan 1 puan (diğer ikisinin önünde, 10 ediyor) vereceğimi peşinen söyleyeyim.
Benzerliklerle başlayayım: Bu kitap da diğer ikisi gibi kurgu harikası, ilmek ilmek işlenmiş hikaye örgüsünü finalde taçlandırarak son lokmayı bu son yemekte ağzımıza afiyetle veriyor. Aslında bu "ters köşe" az çok tahmin ediliyor ancak Leonardo ve eşrafının aralarındaki sohbete "tanık olmak" dahi kendi iç sesinizi bastırarak bu "twist"ten zevk almanızı sağlıyor.
Dönem itibarıyla daha ilgi çekici bir kesit ve elbette önemli bir isim, tam da gerektiği gibi, baş karakter olarak değil, yan karakter olarak, sinema diliyle, az ekran süresiyle daha etkili biçimde resmediliyor (benim Atatürk filmi senaryom da bu şekildedir). Perutz, hayal gücünün kaynağında sadece bir yazar değil, benim gözümde iyi de bir yönetmen. Benzer yöntemlere başvuran Nolan'dan da Scorsese'den de iyi bir anlatıcı olarak. Filmlerini okumak büyük bir keyifti. Bu kitapları bize kazandırdığı için İş Bankası'na ve mütercim Zehra Yılmazer'e teşekkür ediyorum.