Hem çok güzeldi hem çok mantıksızdı. İnanılmaz saçma gelen bir yanı var ancak okurken keyif aldığımı, akıcılığını ve Warner Bey'i inkâr edemem asla.
Üçüncü kitaptan sonra böyle bir devam beklemiyordum. İtiraf ediyorum başlarda bir tık Juliet beni yeniden yorar gibi oldu. Ancak boyundan büyük işlere kalkan her insanın özgüveni vardı üstünde, anlayışla yaklaştım bir noktadan sonra. Warner çok üzdü beni. Çok kötü oldum bir sahnede. Kurguya yeni dâhil olan isimlerden Nazeera karakteri ise çok ilgi çekici geldi bana.
İlk üç kitaptakinin aksine bir dinamiklik, fırtına öncesi sessizlik dedikleri bir hava vardı bu kitapta. Sanki her an patlamaya hazır bir bomba vardı kitap boyunca ve son kısımda patladı. Beşinci kitabı yakında okuyacak olmam iyi bir şey, en azından kafamda kalan soru işaretleri çabuk çözümlenecek.
Bu kitapta Adam yoktu resmen. Yazar o karakterdem vazgeçmiş, bir köşeye atmış gibi geldi bana. Kenji'ye bayıldım, çok güldürdü beni. Warner en çok kalbimi kıran, Juliette ise en nötr olduğum karakter oldu. Bence bu seri dördüncü kitapla tam anlamıyla başladı.