Kitabın ilk yarısında kitaptan memnun değildim. İİkinci yarı daha çok ilk üç kitabın hissettirdiklerini hissettiriyordu. İlk 180 sayfayı okuyunca gerçekten yeni kitaba gerek var mıydı diye düşündüm. Yeterince akmıyordu bence. Kalan kısımlar daha akıcıydı, daha çok alıştığım Tahereh Mafi’ydi. İkinci yarı ile kitaba bakışım biraz yükseldi. İlk yarı gibi devam etse maksimum 5/10 verirdim. Kitabın sonuna geldiğimde puanımı 8,5/10 olarak belirledim. Öyle bi şekilde bitti ki! “Eee, şimdi ne yapacağım?” diye düşünüyorum. Yeni kitap çıksa da öğrensek kalan hikayeyi...
Serinin ilk 3 kitabı benim için orta hallilerdeydi ama 4.kitabı sevemedim. Şahsi fikrim, yazmış olmak için yazıldığı yönünde. Malum diziye uyarlanacak. E tabii nasıl uzatılacak? 3 sezonda bitsin mi?
Hem çok güzeldi hem çok mantıksızdı. İnanılmaz saçma gelen bir yanı var ancak okurken keyif aldığımı, akıcılığını ve Warner Bey'i inkâr edemem asla.
Üçüncü kitaptan sonra böyle bir devam beklemiyordum. İtiraf ediyorum başlarda bir tık Juliet beni yeniden yorar gibi oldu. Ancak boyundan büyük işlere kalkan her insanın özgüveni vardı üstünde, anlayışla yaklaştım bir noktadan sonra. Warner çok üzdü beni. Çok kötü oldum bir sahnede. Kurguya yeni dâhil olan isimlerden Nazeera karakteri ise çok ilgi çekici geldi bana.
İlk üç kitaptakinin aksine bir dinamiklik, fırtına öncesi sessizlik dedikleri bir hava vardı bu kitapta. Sanki her an patlamaya hazır bir bomba vardı kitap boyunca ve son kısımda patladı. Beşinci kitabı yakında okuyacak olmam iyi bir şey, en azından kafamda kalan soru işaretleri çabuk çözümlenecek.
Bu kitapta Adam yoktu resmen. Yazar o karakterdem vazgeçmiş, bir köşeye atmış gibi geldi bana. Kenji'ye bayıldım, çok güldürdü beni. Warner en çok kalbimi kıran, Juliette ise en nötr olduğum karakter oldu. Bence bu seri dördüncü kitapla tam anlamıyla başladı.
sevgili tahereh mafi yine döktürmüş, özellikle serinin bu kitabını okurken kendimi warner ve juliette’le bağdaştırdığım çok şey oldu, çoğu sayfasını az önceki üç saatte okudum yani hiç spoiler yememiş biri için (ben değil) hazmetmesi zor bir sürü şey vardı ve bu bağ kurma olayı kafamı kaldıramayacak hale gelene kadar okuyup bitirmeye itti beni. çevre hakkında çok bir şey okumadık bu kitapta, ondan ziyade juliette’nin kişisel hayatıyla alakalı bir sürü detay okuduk ve tabii aaron’ın kendine özel bölümleri olduğu için onun düşüncelerini de oldukça okuduk. yazarın en travmatik anlarda içinize hem acıyı sindirip hem de böyle bir durumda bile sizi güldürebiliyor olması muazzam bir şey fikrimce. bu kitabı çok sevdim fakat atmosfer olarak çok boğucuydu, defalarca kez “yeter artık bu kadar depresif olmayın” diye sessiz çığlıklar attım, dayanamadım. üçüncü kitabın atmosferini çok seviyorum ayrıca kenji ve juliette’nin çatı konuşması ve arkadaşlıklarına dördüncü kitapta olduğundan daha çok yer verilmesi de kitabın güzelliğine güzellik katıyordu. ve son olarak 4. kitabın özeti: hayatımı sevmiyorum ama güzelleştireceğim, hayatımı sevmiyorum, hayatımdan nefret ediyorum bu ne lanet olsun, *reddediş evresi*, hayatım zerre umrumda değil ama bir anda önceki kitaplarda hiç bahsetmediğim bir şey yapıp hem şok edecek hem şoka gireceğim.
ŞAKA GİBİ SON ÖYLE SON OLUR MU
Okumam biraz uzun sürdü ama serinin en sevdiğim kitabı şu anlık kesinlikle bu. Her kitapta değişiyor ama neyse aşdöaldmakd.
Her karakter birbirinden sır saklıyor ve en sonda hepsi patır patır döküldü resmen. Yazamıyorum… Bekleyin beni heyecanım gitsin geliyorum :)
"Seni seviyorum," diye fısıldıyorum.
Yalnızlık nahoş, lanet olası bir yoldaştır.
Bazen seni bırakıp gitmez.
Hadi gelin hep beraber puanıma şok olalıımm!
Beni Yakma: 6/10
Beni Bırakma: 5/10
Bana dokunma: 4.5-5/10
Düşük beklenti güvenlidir. Okumaya korkup beğenmeyeceğinize emin olduğunuz birtakım kitaplar vardır ve düşük beklentiyle onlara bayılabilirsiniz. Ben de korkuyla aylardır ertelediğim kitabı elime aldım ve bir baktım beş saat geçmiş ve kitap elimde erimiş.
Juliette artık 45. Mıntıka'yı ele geçirmiş ve Yeniden Kuruluş'un başkomutanı olmuştur. Ancak her şey beklediğinden zor gitmektedir, hayat asla olmasını beklediği gibi değildir. Aynı anda unutulmuş anılar ve saklanan sırlarla Juliette'in hayatı alt üst olur.
İlk olarak, bu kitapta gerçekten Juliette'i sevmiş olabilirim. Kendi kendine bir şeyler başarmak istiyor ve değişmek istiyor, hem de bunun için çabalıyor. Aaron'a gelince... Sanırım artık benim için de muhteşem bir erkek karakter. Yani ne diyeyim. BA-YIL-DIM!!Yalnızca ne yapacağını bilmiyor ve ayak uydurmaya çalışıyor. Bunu beceriyor mu? Tartışılır. Juliette ile meselelerinde bence karşılıklı bir ilgisizlik var.
Kenji apayrı bir konu, kitap boyunca yüzümde kocaman bir sırıtışla durmamın sebebi olan adamdır Kishimoto. Aaron ile sohbetleri beni aşırı ama aşırı keyiflendirdi. Zaten Şevval‘s sağolsun artık best shipim bunlar :D.
Yeni gelenlerden, Nazeera'yı da Haider'ı da sevdim sanırım. Nazeera cidden muhteşem bir kadın, asi karakter olmuş. Tek sıkıntı ise... Kenji ile birlikte olacak olmaları... Ya hiçbir karakteri sevgilisiz, sap bırakamama hastalığından muzdarip sanırım yazar.
Ve kitaptaki genel yakınmama gelelim: Yeniden ve yeniden... NEDEN HER OLAYI SON ON BEŞ SAYFADA ALELACELE YAZIYOR YAZAR!!! Cidden böyle olaylar
Bana Dokunma - Novellalar kitabını da bu incelemeye dahil ettim, bilginiz olsun!
Bu seriye olan inancım her kitapla daha da kayboluyor çünkü ne sürükleyiciliği var ne aksiyonu. Giderek dram yüklü olmaya başladı ve bu da şahsen beni aşırı bunaltıyor. Karakterler bir kendileriyle çelişiyorlar sonra durup birbirlerine çatıyorlar, durmadan bir kavga bir barış. Koskoca teşkilat lunaparka döndü desem yeridir.
Güzel yanı, bomba haberlerle gelen bir kitap oldu benim için. Tamamen yeni bir konuyla her şey başka bir yere evrildi. Kitabın neredeyse tamamı bu yeni konuları sindirmek üzerineydi. Sonunda hikayeyi artık Aaron'ın gözünden de okuyabiliyoruz. Juliette artık daha özgüvenli bir karakter, eski korkak ve 'ben yapamam' modundan tamamen sıyrılmış ki en mutlu olduğum nokta buydu (◕ᴗ◕✿) Yeni karakterlerle de tanıştık ama keşke onları biraz daha fazla görüp okuyabilseydik.
Genel olarak kitabın eksikleri büyük ve yazarımız inatla kendini bu konuda geliştirmek istemiyor gibi. Her kitapla anlatımının ne kadar geliştiğini ve daha fazla detaya girdiğini görebiliyorsunuz ama yine aynı süreçler tekrarlanıyor: Upuzun gerçeği öğrenme süreci ve en fazla iki bölümlük bir savaş sahnesi.
Peki o sonun saçmalığı da neydi?! Saçma ve kısacık bir aksiyon sahnesi, üstümüze fırlatılır gibi atılan cevaplar ve yırtık dondan çıkar gibi bir anda beliren yeni karakterler. Olayların olduğu süreç o kadar karmaşık yazılmış ki neyin ne olduğunu anlamak çok zor. Bir diğer yanı ana karakterimiz Juliette ve ekibinin tam gaz düşman karşısına çıkmalarının üzerinden iki dakika geçmeden sapır sapır dökülmeleri bu serinin ana temasıyla dalga geçmektir bana kalırsa.
Beş kitap boyunca dayandım diyerek biraz mola vermek istiyorum bu seriye yoksa boğulacağım ಥ‿ಥ
Bana Dokunma - Novellalar incelemesine gelecek olursam...
Bir novella
hiç sevemedim. çeviriden yana zaten sıkıntı varken en azından karakterler, olaylar iyi olsaydı. seri de bazı şeyler çok eksik, bir şeyler bir türlü oturamıyor. üç kitaplık bir seri olarak kalmasını isterdim çünkü bu kitapla daha farklı bir seriye giriş yapıyor gibiyiz ve sırf yazmak için yazılmış gibi. dizi olacak diye uzatılması saçma, tadında kalmalıydı bence. gram akmadı, her bölümde eziyet çektim ve Juliette'i kaç kitaptır sevemedim. sürekli aynı şeyleri düşünüyor, her şey aynı düzlükte gidip hep bir tekrara kavuşuyor ve tüm kitap boyunca pek bir olay da olmadı resmen. aşırı sıkıcıydı, bir tek Warner için okuyorum. biraz da Kenji için. sonradan yeni karakterler geldi elbette hiçbirine ısınamadım sadece Nazeera'ya ısındım hafiften. benim için büyük hayal kırıklığı olan bir seri ne yazık ki.
Seri harika ilerliyor. Juliette başkomutan olmanın zorluklarını yaşarken bir yandan da ortaya çıkan büyük sırlarla yüzleşiyor. Bu sırlar Aaron ile aralarını açıyor ve beyimiz Kenji'den bir çok tavsiye (istenmeyen:D)alıyor. Bu ikiliyi okumayı çok seviyorum diyalogları harika. Ayrıca Adam ve Aaron'ın babaları hakkında konuştukları yerleri sevdim.
AMA O SON!?!!!!! Hemen 5.kitaba başlamam lazım!!!!!!
Son 10 sayfa hariç kitapta hiçbir şey olmuyor. Monolog ağırlıklı bir seri olduğundan evrene takılmıyorum da allah aşkına Juliette neden başkomutan? O kadar vasfı yok ki. Güçlü olması birini başa geçirmeye yetmemeli, liderlik vasfı güçten daha önemlidir. Okurken seriyi satacağımdan emindim ama son 10 sayfası aklımı çelmedi değil. Yine de 300 sayfa bir iki olayı okuyup son 10 sayfa her şeyin patlamasını hiç beğenmedim.
Ayrıca ilk kitapta Aaron ve Juliette bildiğin deliydi. Birden düzeldiler. Bu kitapta hala ben deli değilim diye takılıyorlar. Zaten değilsiniz ki? Delirmekle uzaktan yakından bir alakanız yok.
İnan BanaTahereh Mafi · Dex Kitap · 2019742 okunma
Tahereh Mafi, Santa Monica, Kaliforniya'da yaşayan İran asıllı Amerikalı bir yazardır. Genç yetişkin kurgu eserleri yazmasıyla tanınır.
Mafi, 9 Kasım 1988'de Connecticut'taki küçük bir kasabada doğdu . Ailesinin en küçük çocuğudur ve dört ağabeyi vardır. Mafi'nin ebeveynleri İran'dan göçmendir. 12 yaşında ailesiyle birlikte Kuzey Kaliforniya'ya taşındı ve 14 yaşında Orange County'ye taşındılar.
Mafi, Irvine, Kaliforniya'daki University High School'dan mezun oldu. Daha sonra Aliso Viejo, Kaliforniya'daki Soka University of America'dan mezun oldu. Sekiz farklı dilde çeşitli seviyelerde yeterliliğe sahiptir. Üniversite yıllarında bir dönem İspanya'nın Barselona şehrinde yurtdışı eğitimi aldı . Bu gezi sırasında İspanyol diline tamamen dalma fırsatı buldu.
Mafi şu anda Irvine, Kaliforniya'da ikamet ediyor ve yazmaya devam ediyor. 2013 yılında yazar Ransom Riggs ile evlendi. Mart 2017'de Mafi, Twitter üzerinden hamile olduğunu duyurdu. 30 Mayıs 2017'de Layla adında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Kendisini Müslüman olarak tanımlıyor.