#kitapanalizi
#okudumbitti
Galatada ecnebilerden saatçilik mesleğini öğrenen Türk bir aile.
Mürüvvet, Hasan ve Hüseyin adında üç çocukları ile mutlu bir şekilde yaşarlarken dükkanları kundaklanir ve aileden anne, baba ve kız kardeşlerini kaybederler. Peki bu kundaklamanin ardında kimler vardır ? 15 yıl geçmesine rağmen o iki kişiyi yangınların arasında görebilen Hasan ki sonra ki ismi Nasreddin olacaktır , Hüseyin'inkisi de Nusreddin .
Bir yandan ise Osmanlı sadrazamının ölüm haberiyle sarsılan saray ve sadrazamın koltuğunda gözü olan, ezelden beri de birbirleriyle rakip Defterdar ile Kazasker .
Ve yaklaşmakta olan şehzadelerin sünnet düğünü . Sultanın gözüne girmek için bu düğünü firsata çevirmek isteyen iki ezeli o rakip devlet adamları.
Deftardar, düğün günü üç bin altından, önce halka üç yüzünü sonra da hünkara kalanını hediye olarak sunmayi planliyor, böylece bu altınlar piyasaya sürülerek ve uzun zamandir süre gelen ekonomideki bunalım bir nebzede olsa giderilecek ve deftardar sadrazamlık makamına gelecek.
Tabiki Kazasker de boş durmuyor ve Fransadan bir saatci ustasına o güne kadar eşi benzeri olmayan devasal bir saat yaptırıyor ki bu saat günde beş vakit çalmakta ve Hunkara dua eden sesler çıkarmaktadır .
Bu arada kazaskerin has adamı ve defterdarın has adamı arasında da husumet vardır.
Kazasker, defterdarı alt etmek için komplolar düşünmekte ve adamini bu konuda görevlendirmektedir. Defterdarın adamı ise çıkarı için kazaskerin adamını sevmesede onunla birlikte olur ve altınların sahtesinin basılmasında yardımcı olur . Ama o kadar hırslı ve iki yüzlüdür ki bu sefer de efendisi defterdara sanki haber getirmiş gibi olanları anlatır ve karşılığında iyi para koparir bir yandan da sağlam adamı oynamaktadır.
Peki sahte altınlar ile Nasreddinin ne gibi bağlantısı var? Evet Nasreddin kalpazanlik etmeyi kabul etmiştir çünkü defterdar yıllar önce dükkanlarıni kundaklayanlardan biridir ve intikam almak için fırsat doğmuştur . Ama buna rağmen asıl ele başı olan diğer adamı hala bulamamış ve aramaktadır .
Bir de aşık olduğu kız yani Banu aklından hiç çıkmamaktadır . Hani o devasal saatin kiliti açılmayinca Nasreddini gemiye cagirmislar ve oda büyüklüğünde ki kutunun içindeki saate bakarken bir an Banu ile saatlerce kapalı kalmışlardı . İşte o güzeller güzeli dilber.
Peki Nusreddin hikayenin neresinde ? Aslında ikizi Nasreddinin yüreğinde herdaim ve yanında. Engelli olan Nusreddin Cezeri gibi adeta makine dehasidir ve çok zekidir . O olmasa Nasreddin bir çok şeyi belki de aşamayacak. Üç bin altının olduğundan çok daha kısa sürede basılmasını sağlayacak sistemi bulmasından tutun da , hediye olarak gelen saatin günde beş vakit hünkarı öven değil hakaret eden sesler çıkarmasına çeviren bir dahi.
Peki neden? Bu kazaskerin sonu olmaz mı ? Nasreddinin istediği de bu zaten . Kazaskerin hediye ettiği saatin hünkara hakaret etmesi . Bu kazaskerin sonu demektir. Ve Nasreddin bunu canı gönülden istemektedir . Çünkü dehşetle öğrendiği birşey olmuştur ki o da kundaklama yapanlarin ele başı yıllar önce saatçiler kethüda olan bugünün kazaskeridir.
Ama asıl şoku deliler gibi aşık olduğu Banunun kazaskerin kızı olduğunu öğrendiğinde yaşayacaktır.
Ama aşkından vazgeçmeyecek mücadeleye devam edecektir . Nihayet sünnet solenlerin son günü gelir defterdar sahte altınlarla itham edildiği için kazasker de hakaret eden saatten ötürü önce sürgüne gönderilirler ardindan idam edilirler. Böylece iki kötü insan hakkettiklerini yaşamış hirslarinin da kurbani olmuşlardır. Nasreddin ise sevdiğiyle evlenmiş Banusuna kavuşmuştur. Halk arasinda da adı dalga dalga yayılmış kahraman olmuştur. Düğünlerini de bizzat padişah kendisi yapmıştır hediye olarak da tam bir saatci dükkanı hastası olan Nusreddine hayallerini süsleyen saatçi dükkanı açılmış Nasreddine ise sancak beyliği verilmiştir . Banu ise hamiledir ve aşkların meyvelerinin yolunu mutlu huzurlu şekilde beklemektedir.