Thomas Mann'in 6 kısa, 4 uzun öykü (novella) seçkisinden oluşan ve kuvvetle muhtemel mütercim Kâmuran Şipal'in Çağdaş Alman Öykü Antolojisi 'nde yaptığı türden bir filtrelemeyle karşımıza çıkmış kitap, bu karışımın yarattığı farklılıklarla, homojen olmaktan uzak bir duygu ve tat bırakıyor geride.
100 sayfayı bulan 4 novella, sonuncusu Aldatılmış Kadın haricinde, giriş ve sonuç bölümleri dışında kurguda atılmamış sayfa yığınlarıyla karşılıyor bizleri. Gelişme bölümleri o kadar sündürüyor ki bu uzun öyküleri, güzelim girizgahlar neredeyse harcanmış görünüyor gözünüze. Özellikle Tonio Kröger: O ne güzel bir "en yakın dostun en yakın dostu olmak özlemi"dir, hemcinse duyulan manevi sevginin yüceltilmesi bugün rastlamamızın neredeyse imkansızlaştığı bir anlatı. Gerçi Mann'in hemen her öyküde erkek bedenine yönelik betimlemeleri onun Venedik'te Ölüm 'de pik yapan eşcinsel eğilimini haykırıyor. Lakin, dediğim gibi, bu öykü bambaşka bir yöne sapıyor ve damakta hiç de beklediğiniz bir lezzet yoğunluğu bırakmıyor.
Tristan, Büyülü Dağ 'daki gibi, bir sanatoryumda geçiyor ve gücünü diyaloglardan (ve bir mektuptan) alan en başarılı iş olmuş görünüyor.
Mario ve Sihirbaz, Hitchcock'un "şaşırtmaca ile gerilim" ikileminin ortasında, beklenen gerilimin hakkını duygusal monologlarla vermek yerine ani bir eylemle sonuçlandıran, orta karar bir uzun öykü.
Son novella Aldatılmış Kadın ise, Camille, Madame Bovary tarzı trajedileri sevenler için, finale doğru temposu yükselen ve ilk kısımları atılsa da etkisinden bir şey kaybetmeyecek, kitabın son lokması olduğundan mütevellit, işini layığıyla yapan, en başarılı -uzun- öykü. Aldatan bu sefer sevilen değil, doğanın tam kendisi.
Kısa ve uzun öykülerin ortak noktalarında grotesk, çarpık bedenler ve ruhlar yer almakta. Bu ruhlardan en çirkini hiç kuşkusuz evcil köpeğinin acı çekmesinden ve ona hastabakıcılık etmedikçe merhamet duygusu hissedemeyen Tobias Mindernickel. Küçük Friedmann'da ise, bu kişi âşık olunan meş'um kadın ile, antagonist oluyor. Gömütlük Yolu belki mizah duygusunu duyumsayabileceğiniz tek öykü. Sarhoş Piepsam'ın bisikletliyle giriştiği amansız mücadele, kitabın azar azar yüklediği dramı bir ölçüde dengeliyor.
Gardırop ve Alman Öykü Antolojisi'nde de yer bulan Harika Çocuk ve Tren Kazası (Otobüs kazası hikayesi ile Cehennemin Kapıları'nı hatırlarız) ise, bana göre kitabın zayıf halkaları.
Okuma sırasına bakarsak, ilk yarıda karşımıza çıkan öyküler çok daha başarılı iken, son yarı, Tonio Kröger'in başı ile Aldatılmış Kadın'ın sonu arasında, maalesef üstüne koymak yerine, birikmiş etkiyi sayfa sayfa harcıyor.
6 öyküden dördü, 4 novelladan da biri diğerlerinden öne çıkıyor ve küsuratlarıyla, öykülerin yaklaşık 100, novellaların ise 300 sayfa tuttuğunu dikkate alırsak, tablonun beklentiyi nasıl bir hayal kırıklığına teslim ettiğini görebilirsiniz.
Yine de, önemli bir yazardan önemli bir kitabı -2 iş gününde- bitirmenin hazzını yaşamak güzel. Darısı romanlarına diyor, bizi bu öykülere kavuşturan çevirmen Kâmuran Bey'e, tekrardan, sonsuz saygılarımı sunuyorum.