·210 syf.····Okunma: 13 Aralık 2023 13:46 Umutları var, mutlulukları, hüzünleri, sevinçleri... Kederleri var, sonra başından aşkın dertleri.. Güldükleri, ağladıkları, sustukları, bağırıp çağırdıkları. Sevdikleri var insanın ve bir de gömdükleri.. Üzerine iki kürek toprak atarak yüreğine ektikleri...
İnsanlığımdan vurulduğum. Nefesimi tuttuğum, dişlerimi sıktığım, gözyaşlarımda boğulduğum, çevirdikçe sayfalar içinde kaybolduğum.. Yanıp yanıp kül olduğum sonra birden buz kesip donduğum.. Aman Allah'ım nasıl bir kitaptı böyle bu..
Adı yaşamak olup da bu kadar ölüm barındıran, insanı derinden sarsan bir yaşam hikayesi.. Derin acılar kederlerle dolu iç sızlatan bir hikaye.
Hikâyenin içinde, Jiazhen ile yanyanaydım sanki hep. Bir anne bu kadar acıyı yaşamamalı. Anne.. anne.. Yaşamamalı. Hayır. Hayır. Hayır diye diye tükettim bütün hayır(larımı). Sonra bir ara Fugui ile konuşur buldum kendimi..
Bazen bir hata bir ömre mâl olur.
Bazen hata diye gördüğün sana bir ömür verir.
Hayatın dönüm noktalarına bakıldığında hep hatalarla örülü olduğu görülür. Önemli olan o hatadan sonra hayata bakış açın, kendi hayatına verdiğin yöndür.
Xu ailesinin hayatı da bir hatayla şekil alıyor. "Babalarının günahlarını çocuklar çeker," derler. Kimi zaman eşler, kimi zaman çocuklar, kimi zaman bütün bir kuşak...
"Mutlu olduğun sürece fakir olmak utanılacak bir şey değildir." (s. 38)
"Bizim Aile" diye bir film vardı Türk sinemasında, hatırlarsınız. Başlarına ne gelirse gelsin birbirlerine daha sıkı sarılarak güç buluyorlardı. Ne kadar güzel bir şey değil mi? Peki ya tutunduğun dallar bir bir koparsa ve geriye sarılacak kimsen kalmazsa?