Jizo adlı grafik romanla berâber aldığım yazar ve çizerin ikinci çalışmasıydı. Jizo'nun üzerimdeki tesiriyle olumlu bir önyargıyla okumaya başladım ancak gördüm ki kurgu açısından Jizo'da tutturdukları çıtayı geçmeyi bırak, yaklaşamamışlar bile. Evvela kurgu cumbcur cumbur ediyor, "intihar" gibi bir hayli anlamlı bir mevzuya ulaşan doğaüstü bir konuyu dert edinmesine rağmen ana kahramanımızın değişimini, gelişimini sergileyememişler, derinlikten yoksun kalmışlar. Kefede fantastik yanı oldukça ağır basıyor. Gel gör ki bir noktada Ningyo adlı balıksıl tanrıça, garibanlara mahsus bir çaresizlikle mikrofonu kapıyor ve sayfalarca biz onların başından geçenleri okuyoruz. Ancak her ne kadar olay örgüsüyle direkt irtibatlı olsa da bu kısımlar tekdüzelikten ötürü sıkıcılaşıyor ki o noktaya kadar kâfi derecede bir alâka ve merak ile okumuştum romanı. Toparlayacakları ümidiyle devam etsem de bir baktım ki cumburlop son sayfaya düştüm. Bu anlamda büyük bir hayal kırıklığı yaşadığımı ifade edeyim. Fakat, hayal ve çizim ikilisinin capcanlı ve mükemmel bir komposizyon oluşturduğunu söylemeden bitirmeyeyim yazıyı. Orman Denizi sözünün siyah beyaz çizimlerle olabilecek en büyülü atmosferi oluşturulmuş ki denizden pek de keyif almayan bende ormanların denizliği ihtimaliyle de çekingenliğe sebep oldu kitap bir süreliğine. Sırf bu güzel çizimlerin hatrına, kurgunun noksanlığı, anlatımın aceleliğine rağmen bu kitabı edinmekten imtina etmezdim. Nitekim içinizde, biraz da olsa "güzel sanatlar hayalinden" terk bir büyümemiş nevcivan varsa alın ve kitaplığınıza koyun. Eminim görsel açlık çektiğiniz sularda imdadınıza yetişecektir.
Daha fazla içerik için yazı defterimi ziyâret edebilirsiniz:
zevcimen.wordpress.com/kitaplar