Jizo adlı grafik romanla berâber aldığım yazar ve çizerin ikinci çalışmasıydı. Jizo'nun üzerimdeki tesiriyle olumlu bir önyargıyla okumaya başladım ancak gördüm ki kurgu açısından Jizo'da
Ningyo'nun bana hissettirdiği,ne kadar karanlık olursa olsun, insanın içinde bir yer hep devam etmek ister. Umut bazen çok küçülür ama hiç tamamen kaybolmaz.
Belki de en önemli şey budur,her şeye rağmen o küçük umudu bırakmamak.
Selam Bu sıralar okuma tempom yavaşladı. RS ye girmekten korkuyorum Planlarımın gerisinde kaldım C-dramalara kafayı takmış durumdayım, sanırım bu durum da etkiledi beni Biraz kafamı boşaltmak ve farklılık olması adına bugün bir #manga bitirdim
Japon illüstratör Mato ve Fransız yazar Mr Tan ' dan #ningyo . İlk defa bu ikilinin bir mangasının okuyorum. Bir saatte bitirdim. Mitolojiden ilham alınmış.
Ningyo, Japon mitolojisinde derin denizlerde yaşayan, insan-balık karışımı bir yaratıktır. Eti yendiğinde ölümsüzlük veya uzun yaşam getirdiğine inanılır, ancak yakalanması felaket veya şanssızlık getirdiği söylenir. Kitapta ise Ningyo bir sirenin ismi.
Kai'nin abisi başarılı , mutlu bir evliliği ve bir çocuğu olan biridir. Ancak bir gün onun int*harı ile tüm aile yıkılır. Bildikleri kadarıyla abisinin bir derdi yoktur, ailenin gözbebeğidir. Nedenlerini öğrenmek için "Ağaç Denizi" veya "Kendini Öldürenler Ormanı" olarak bilinen Aokigahara ormanına gider.
Ormanın derinliklerine ilerleyince patikanin bitiminden sonra yolunu şaşırır Kai. Buralarda orman değişmiştir sanki.Bir ses duyar sonra da mistik bir yaratık ile yolu kesişir...
Kai aradığı cevapları bulabilecek midir?
Bu yaratık insan ne istemektedir?
Kai bu ormandan canlı çıkabilecek midir??
Kitaptaki çizimleri çok beğendim. Umudun önemini vurgulayan bir konusu var ancak biraz daha derinlikli olarak konunun işlenmesini isterdim.
Bu benim kendime yaptığım yıllık kitap takvimime denk gelen bir türdü, okuma sebebim buydu. Grafik roman okumak tarzım değildir aslında ama kötüydü diyemem, çabuk bitti.
#ningyo
SANA BAŞIMIZDAN GEÇENLERİ ANLATTIM KAI, ÇÜNKÜ ARTIK BU KARANLIK GECELERİN SONA ERMESİ GEREK…
Japonya’da ‘Ağaç denizi, veya Kendini Öldürenler Ormanı’ olarak bilinen Aoikigahara ormanı. Birden fazla insanın öldüğü yada öldürüldüğü bir orman burası.
Aslında gizemli yaratıklar tarafından çağrıya kulak vererek geliyor insanlae buraya ve burda yaşamlarına son veriyorlar.
28 yaşında güzel giden bir hayata sahip olduğu düşünülen Daıchı ansızın hayata veda ediyor. Buna anlam veremeyen ve araştırmaya karar veren Kaı, ise abisinin öldüğü yerden başlamaya karar veriyor. Aoikigahara ormanına doğru yola çıkıyor. Bu orman yerleşim yerinin oldukça dışında. Abisinin ölümünün gizemini çözmek için gelmiş olsada korku onu ele geçiriyor ve ormanda kayboluyor. Fakat derinlere doğru gittikçe de ormanın değiştiğini düşünmeye başlıyor. Ve orda h beklemediği biriyle karşılaşıyor. Olanlara anlam vermeye çalışan Kaı karşısına bir deniz kızının çıkmasıyla şaşkına dönüyor. Deniz kızından çok aslında bir siren de diyebiliriz. İnsanları ormana çekenin bu garip yaratıkların çağrısı olduğunu keşfettikçe dünyanın geleceğini değiştirebilecek olanın da kendisi olduğunu öğreniyor. Ve şimdi bir demiz kızı ve insanın karşılaşması nelere yol açacak göreceğiz…
İki mangayıda çok severek okudum. Vermek istedikleri mesajlar ve etkileyici çizimleriyle şahaneydi
"SANA BAŞIMIZDAN GEÇENLERİ ANLATTIM KAI, ÇÜNKÜ ARTIK BU KARANLIK GECELERİN SONA ERMESİ GEREK…"
Yüksek intihar oranıyla ünlenen Aokigahara ormanı, bu hikayenin mekanı olarak hizmet ediyor.
Kai, ağabeyinin ölümüyle ilgili cevaplar aramak için bu ormana giriyor.
Ardından, güzel sanat eserleriyle zenginleştirilmiş, insanlık hakkında derin bir iç gözlem yolculuğu geliyor.
"Acının acıyı çektiği kadar, umut da umudu çeker."
Kitahın ruhunu oluşturan bi temel yoktu. O yüzden bittikten sonra tatsız bir his uyandırıyor. Ayaküstü yazılmış bir hikaye gibi. Aklıma şöyle bi hikaye geldi diyip üstten anlatılmış derini olmayan bi hikaye. Çizimleri de güzel ve estetik değildi ama idare eder ,çok da kötü değiller. Hikaye sizi alıp götürebilseydi çizimler çok da göze çarpmazdı..
Aynı yazardan okuduğum ikinci mangaydı ve gerçekten hem konusunu hem çizimini her şeyini fazlası ile beğendiğim bir manga oldu. Oldukça sadece ve öz, en az ilk kitabı kadar güzeldi. Kendinizi bulabileceğiniz ya da durup üzerinde düşünebileceğiniz cümlelerin bolca olduğunu düşünüyorum. En azından ben de öyle oldu.Yine sonunda ne hissetmem gerektiğini pek bilemedim. Mutlu mu olmalı yoksa içim buruk mu olmalı ikileminde kaldım. Ama bana göre mutlu sonla bittiğine inanıyorum. Kısaca kesinlikle tavsiye ettiğim yine harika bir mangaydı.
Okuduğum ilk mangaydı ve ben çok beğendim çokta anlamlı buldum. Verdiği mesajlar ders almalık.Su gibi akıp gitti iyi geldi tavsiye ederim. NingyoMato - Mr Tan
“Bu dünya yalnızca öfke ve umutsuzluk şarkılarını duyuyor.”
Bu kitapta, daha çok intihar ormanı olarak bilinen Aokigahara ormanıyla ilgili başka bir Japon şehir efsanesi tartışılıyor. İlk çizimlerde sanki orman tarafından çağrılmış gibi görünen ve ne yazık ki orada hayatını kaybedecek olan bir genç görülüyor. Daha sonra küçük kardeşi Kai, ne olduğunu anlamak için trajedinin yaşandığı yere gitmeye karar veriyor. Daha sonra bu ormanın peşini bırakmayan sırrını keşfediyor.
Ancak her şeyin çok çabuk ve herhangi bir açıklama gerektirmeden gerçekleşmesinden memnun olmadım. Karaktere bağlanamadım. Bu yüzden hikayeye tam olarak girebilmek için bu duygusal yönü kaçırdım, ancak bu manganın atmosferi ve çizimleri keşfedilmeye değer.
Metinleri sevdim. Kai'nin anıları hikayeyi nostaljik kılıyor ve Ningyo'nun açıklamaları şiirsel. Kendimi bu atmosfere kaptırdım.