Arkadaşımın tavsiyesi ve uyarısıyla fazla yüksek beklentilerle başlamadığım Sadece Rüzgâr Bilir 'i bitirdiğimde kafam çok karışıktı. Çünkü beğendiğim unsurlarla beğenmediğim unsurlar iç içe geçmiş vaziyetteydi. Yazarın, İrlanda' ya yapılan bir zaman yolculuğu fikri bende çok merak uyandırmıştı.
Bilhassa başlarını okurken fazla keyif almadım, sayfalar arasında süzülemedim. Yazı dili beni sıktı. Olayların birbirini takibini beğenmedim, genel olarak sönük ve durağan geldi. Karakterler üstükörü işlendiği için onlarla bağ da kuramadım.
Ama büyük resme baktığım zaman ve kitabın her ne kadar epeyce sonlarına kalsa da demlenmiş yerleri içimde heyecan kıpırtılarına sebep oldu, gözlerim ıslanacak gibi hissettim. Hikaye kendini inandırdı.
Bence bu bir roman olarak değil de orta uzunlukta bir hikaye formunda yazılsa daha güzel olurmuş. Çünkü elle tutulur bir konusu var. Aynı şekilde karakterler üstünkörü geçilip okuyucuya hikayenin büyüsü daha konsantre bir şekilde aktarılabilirdi.
Hoşuma giden bir diğer şey de bölüm başına konuyla ilgili şiirler konmasıydı. Bazı şiirler vardı ki sanki kitap için yazılmıştı; yani yazar, İrlandalı Şair William Butler Yeats' in şiirlerini kitaba başarılı bir şekilde yedirmiş.
Kitabın bir yerinde İrlanda'nın zamansızlığından bahsediyordu. Kitapta çoğu unsur zamansızdı bence... İnsanı üzerine düşündürüyor. Zaman kesinlikle düz bir doğru değil...
Bana kalırsa başarılı bir kitap, başta fazla anlam ifade etmeyen gelişme kısmını dahî iyi bir finalle bitirip tüm süreci anlamlı kılabilir. Bu kitapta onu göremedim.
Tüm şahsi fikirlerim doğrultusunda puanım 6/10