Kitabı elime alıp okumaya başladıktan sonra nefes alışverişimin hızlandığını, içime Tuana'nın kaybının işlendiğini, yakınımda olan birini kaybetmiş gibi hissettim. Bunu bana hissettiren şey tabi ki de Periha'nın anlatımı ve yazarlığıydı. İnanılmaz edebi yoğunluğu olan bir kitap değil lakin anlatım tarzı, okuyucuya hissettirdikleri, sizi olayın içine çekiyor sanki siz yaşıyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Düşler sahnesine çıkan Perihan Gül'ün bu ilk eserini gayet başarılı buldum. İrdeleseniz kişiden kişiye değişiklik gösteren tabiri caizse '' Bu kadar mantıksızlık olmaz'' dedirten olaylar var ama söylediğim gibi bu mantıksızlık kişiden kişiye değişiklik gösterdiği için kitabı okurken kendinizi gözüne perde inen ''Peri'' olarak hayal edin. Günümüz sosyal medya fenomenlerinin içinde bulunduğu cahilliği gördükçe 10 yıl öncenin sosyal medya fenomenlerinin ortaya çıkardığı bu eserleri görmek insanın içini sızlatmıyor değil. Uzuun lafın kısası okumazsanız hayatınızdan önemli bir şey kaybetmeyeceğiniz okursanız ise size kilometre taşının bir toz zerresini verecek bir kitapla karşı karşıyasınız.
Karar sizin :)