·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Eylül 2022 09:39 Platon Devlet ve Sokrates’in Savunması kitaplarıyla tanınır. Benim de ilk okuduğum iki eseri bunlardı. Daha sonra Destek Yayınları Felsefe Serisinde Platon’un biyografisini okudum ve aşka karşı olan düşüncüleri o kadar hoşuma gitti ki diğer kitaplarını da edindim. Phaidros da Platon’un aşk üzerine görüşlerinin anlatıldığı bir kitap ve herkese öneririm.
Bize aşk, çok mükemmel bir duyguymuş, olmazsa olmazmış, uğruna her şeyin mübah olduğu, insana inanılmaz güç veren bir duyguymuş gibi aktarıldı. Palavra. Bunun adı aşk değil. Tutku. Bizim aşk dediğimiz şey aslında bir insanın bedenine duyduğumuz tutku. Zihnine duyduğumuz doyum. Ve tutku işin içine girdiğinde ne olur biliyor musunuz? Zihin devre dışı kalır.
Ben bu yüzden aşka senelerce karşı çıktım çünkü zihnimin bende olmasını seviyordum. Hazcı felsefeye karşıydım ben. Hâlâ karşıyım. Tutkunun esiri olup karşı tarafa tüm benliğini serip kişiliğini yok etmeye karşıyım ben. Bir insanın sağlıklı düşünemediği ilişkilere karşıyım ben. Ve emin olun bu aşkı uğruna kendini parçalayan kişi, içindeki tutku bitince yaptığı her şeye pişman oluyor. Size de öyle olmadı mı? Aşıkken göremediğiniz özellikleri onu sevmeyi bıraktığınızda görmeye başlamadınız mı? Alın size manipüle. Belki karşı taraf bilinçli yaptı belki siz yaptınız bunu. Alın size hipnoz.
“âşık olanlar tutkuları söndüğü zaman yaptıkları iyiliklerden pişman olurlar”
Bu yüzden mantık ilişkisi. Aklın yerinde olduğu ilişkiler.
Bir başka konu aşık olan kişinin karşı tarafı her şeyden, herkesten kıskanması. Ödü kopuyor ona başkasının da arzu duymasından. Karşı tarafın yaptığı her davranışı kendilerine acı vermek için yaptığını düşünürler. Başkalarıyla konuşmalarını istemezler. Bir yandan da kendilerine güvenleri yoktur. Hele ki bir konuda kendisinden biraz daha iyi biri olsun elleri ayakları titrer elinden kaybedecek diye. Ama mesela kendilerini daha çok geliştirmek yerine de o kişiyle konuşmamalarını isterler. Onu kötülerler.
“aşıkları çok şey incitebilir ve her şeyin kendilerine zarar vermek üzere yapıldığını düşünürler. Bu yüzden sevdiklerinin başkalarıyla görüşmesine engel olurlar, çünkü [yeni dostların] zengin iseler servetleriyle, eğitimli iseler kültürleriyle kendilerini geçeceğinden çekinirler ve sevdiklerini herhangi bir erdeme sahip olan herkesin gücünden sakınırlar.”
Bir de ne vardır biliyor musunuz? Aşık insan, aşık olduğu kişinin değer verdiği her şeyden nefret eder. Sadece kendisine bakmasını ister. Bu anne-baba bile olsa her şeyi kıskanır ve onları değersizleştirmeye çalışır.
“Aşık, sevdiği kişinin sahip olduğu en sevilen, en değerli ve en kutsal şeyleri yitirmesini dileyecektir.”
Oysa mantık ilişkisi öyle midir? Hep daha iyi insan arayışındalardır. Kendilerini nasıl bir üst versiyona dönüştürebileceklerini düşünürler. Hep alanında daha iyileriyle iletişim kurarlar ki kendileri de daha iyi olabilsinler. Gereksiz kıskançlık yoktur. Tam tersine karşılıklı daha iyi olma çabası vardır. Daha çok gelişme, daha çok kazanma. Yıpratmaz bir de bu ilişkiler. İnsanı gereksiz kasmaz. Sürekli kavga çıkartmaz. Mutsuzluktan çok mutluluk verir. Böyle ilişkiler lazımdır bize.
Bakın Platon’un bize bir uyarısı var: “aşığın ilgisinin iyi niyetten değil, doyurmak istediği bir açlıktan doğduğunu bilmelisin.”