Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 02 Ekim 2023 07:00 Günümüz Londra'sı ve 1970'lerin Kıbrıs'ı...Kıbrıs'ta biri Türk diğeri Rum iki genç aşık. Bir incir ağacının hisleri ve bu iki genç aşığın kızları Ada'nın gözünden yaşanılanlar.
Geçmişe dönüş yolculuğu...
Dünyanın tel örgülerle bölünmüş tek başkenti Lefkoşa...
Kıbrıs'ın kederli tarihini ilk kez bu kadar yalın bir hâlde okuduğumu düşünüyorum. Evet hikâyeleştirmenin fazla olduğu, asıl konunun gölgede kaldığı kısımlar olmuş kanaatimce fakat bu hali ile işlenen tarihin daha derin ve duygusal hissettirdiği de bir gerçek. Bazı konular biraz daha fazla merak oluşturduğu için irdelenebilirdi. Köklerinden koparılan insanların hayatları boyunca nasıl bir enkazın ortasında kaldıklarını, iç savaşlar ve milliyet ayrımının doğurduğu sonuçların verdiği hasarların ne kadar geri dönülemez olduğuna şahit oluyorsunuz.
Kimi insan bir ağacın önünde duruyor ve ilk fark ettiği şey gövdesi oluyor. Bunlar, düzeni, güvenliği, kuralları, sürekliliği ön planda tutanlar. Sonra, her şeyden önce dalları fark edenler var. Onlar değişimi, özgürlük duygusunu arzularlar. Ve bir de, her ne kadar toprağın altında gizlenmiş olsa da köklere doğru bir çekim hissedenler var. Onları miraslarına, kimliklerine, geleneklerine derin bir duygusal bağlılıkları vardır.
“Dünya haksızlıklarla dolu. Yumurtanın üstüne taş düşecek olsa, olan yumurtaya olur; yumurta taşın üzerine düşecek olsa, yine olan yumurtaya olur.”
Keyifli okumalar.