·326 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Aralık 2023 00:00 5(+1) kitaplık Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin son ve hatırladığım kadarıyla en uzun kitabı olan Çoğunlukla Zararsız, hayatımda radikal değişimlerin yaşandığı keskin virajlara ve nefes almayı bile mucize niteliğine getirmiş bir yoğunluğa denk gelince okumam da oldukça uzun sürdü. Bunun içine yazar Douglas Adams'ın vahşi yaratıcılığı ve kurgusu da dahil olunca kitapta kaybolmadan ilerlemek de hayli zorlayıcı oldu. Fakat serinin başından beri vurgulanan "PANİĞE KAPILMA" mottosuna sadık kalarak sonuna kadar devam ettim ve bütün yoğunluğuma rağmen oldukça keyif aldım.
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin diğer kitaplarında da dikkatimi çeken bir unsur kurgunun daima oldukça değişken ve dolu olmasıydı; olaylar ve karakterler çok beklenmedik bir şekilde ilerleyebiliyor ve günlük hayatımızda gözümüzün ucuyla bakıp geçebileceğimiz durumlar üzerinden son derece yaratıcı düşünceler ve senaryolarla karşılaşılabiliyor. Nitekim serinin bu kitabında da durum aynıydı.
Çoğunlukla Zararsız kitabının giriş kurgusu, önceki kitaplarda bahsi geçen Trillian ve Zaphod'un karşılaşmasındaki ikinci ihtimalin sonucunu, Trillian'ın Zaphod'la gitmeyip Dünya'da kalması "alternatif" gerçekliğiyle başlıyor ve astronom olarak iş bulamamış bir haber muhabirini referans alıyor; benzer şekilde de farklı gerçekliklerin sinematografik bir çakışmasıyla son buluyor.
Serinin önceki kitaplarındaki Nefret Tapınağı ve bu tapınağın odağı olan, Arthur'un sürekli olarak tesadüfler sonucunda öldürdüğü ve kendisi sürekli reankarne olup yine aynı şekilde hayatı son bulan Agrajag'ın, Arthur'la Stavromula Beta adlı bir yerde tekrar karşılaşacağı ve orada Arthur'un kendisini öldüreceğini bildirmesinin Arthur üzerinde yarattığı baskı bu kitapta dikkat çeker. Arthur'un Stavromula Beta gezegenine gitmeden ve orada Agrajag'ı öldürmeden kendi hayatının ve bu içinde bulunduğu döngünün bitmeyeceğini bilmesiyle Arhutr, eserde sıklıkla bu mekanda nasıl bulunacağını sorgulamaktadır, lakin kitabın sonunda kendisinin akıl bile edemeyeceği bir şekilde kendisini bu mekanda söz konusu kehaneti yeniden gerçekleştirmiş olarak bulur ve kitap, bu bitmek bilmeyen döngünün bitmesinin ardından ironik sayılabilecek bir şekilde huzur veren bir yok oluş ile son bulur.
Hem bu kitapta hem de önceki kitaplarda çok çeşitli karakterler ve bağlamlar ile galaksi boyunca hayata yönelik anlam arayışı, anlam verememe ve ne olduğu tam olarak tanımlanamayan hayatı yaşama durumuna yer verilmektedir; bu kitapta da diğer kitaplarda bulunmayan Grebulonlar, Lamuellalılar ve Random karakteri bu sorunsalların eser süresince çeşitli vesilelerle görünmesine yol açıyorlar. Bu bağlamdan bakınca Otostopçunun Galaksi Rehberi serisi, tıpkı hayat gibi bütün karmaşıklığı ve doluluğuyla aslında hayatın anlamı ve akışına yönelik cevaplayamadığımız derin soruları ve belki de bu yüzden hiç farkına varmadan çektiğimiz ıstıraba bir ışık tutuyor.
Tıpkı serinin diğer kitapları gibi bu kitabı da oldukça beğendim, fakat yine bu kitabın içinde de kaybolmadan edemedim, bundan şikayetçi değilim; içinde kaybolarak başladığım bu serinin içinden kayıp bir şekilde çıkıverdim. Bu seriyi okuduğum diğer kitaplardan farklı yapan özelliklerden bir tanesinin de kitapla olan bağlantı ve zihin meşguliyetinin kitabın kapağı kapandıktan sonra da devam etmesi olduğunu söyleyebilirim. Hem bu kitabı, hem de seriyi herkese tavsiye ederim.