·592 syf.····Okunma: 08 Aralık 2023 20:29 Kitabı bitirdikten sonra o kadar hayal kırıklığına uğradım ki kendimi inceleme yazmak zorunda hissediyorum. Spoiler kullanacağım.
Öncelikle kitaba dair en büyük problemimle başlamak istiyorum. Karakterlerin tamamının ikinci kitabın sonundan bu yana öldürülüp yerlerine kandralar geçmesi. İlk iki kitapta ince ince işlenen kişiliklerin bu kitapta hikaye akışı için tamamen görmezden gelindiğini görmek beni çok üzdü. Kitabın hiçbir yerinde serinin başından beri tanıdığım kişileri tekrar ziyaret ettiğimi hissetmedim. Önceki kitaplarda öyle anlar vardı ki karakterler kişilik ve ilişkilerini küçük cümlelerle bile özetleyebiliyorlardı. Eminim ki siz de bu anları düşününce üçüncü kitaptan hiçbir anı bu şekilde hatırlamadığınızı fark edeceksinizdir.
Burada da aklıma başka bir şey takılıyor: Acaba gerçekten bu kitaptaki sahneler gerçekten başarısız yazıldığı için mi bana geçemedi yoksa sebebi kitabın başarısız çevirisi mi? Eğer cevap ikincisi ise ve kitabın türkçesini okuduğum için alabileceğim keyfi alamadıysam gerçekten üzülürüm. Çünkü ilk iki kitapta en sevdiğim karakterlere (özellikle Sazed) olan sevgimin bu kitapla azaldı ve bazen dedim ki iyi ki Kelsier ve Tindwyl ölmüş de bu kitapta yazılmak gibi iğrenç bir kaderden kurtulmuşlar.
Kitabın neredeyse üçte ikisi çok monoton. Mağara olayı başta ilginç gelse de harcadığımız zamanın dörtte birini falan bile harcasak daha güzel bir kitap olurdu. Fadrex ve Urteau'daki olaylar çok yavaş gelişti ve "ters köşe"ler kendilerini 500 kilometre öteden belli ediyordu. Belki de olay bu kadar tahmin edilebilir olmasıdır çünkü bu serinin bir kitabına başlarken beklediğim son şey tahmin edilebilir olması.
Kitapta Vin'in Luthadel'e gitmesinden başlayıp Elend'ın ölmesine kadarki kısım gerçekten çok güzeldi. Özellikle de Vin ve sorgucuların dövüş sahnesi kesinlikle serinin en iyi kısımlarından biriydi. Aynısını muhafazanın ölüm sahnesi için de söyleyebilirim. Sahnedeki kasveti iliklerimde hissettim ve olayları gözümde çok iyi canlandırabildim. Elend ve Muhafaza dizlerine kadar külün içinde. Muhafaza Harap'ın gücü altında son saniyelerini Elend'a bir şeyleri açıklamaya çalışarak geçiriyor.
Ama Elend'ın ölümünden sonra olaylar o kadar alelacele bağlandı ki sonunda hiçbir tatmin hissedemedim. Herşey birdenbire olup bitti ve birdenbire kendimi kocaman bir boşluğa bakar halde buldum. Vin'in ölmesi bile beni üzemediyse kitapta gerçekten bir sorun olmalı.
Özellikle de Sazed'in aşırı anlamsız bir şekilde birden büyük bir aydınlanma geçirip Tanrı olması hem tuhaf hem de hikayenin tonuna uymayan bir sondu. Sazed'in çağların kahramanı olması çok güzel ve başka şartlar altında beni mutlu edebilecek bir olay ama o kadar uyumsuz ve zorlama olduğunu hissettim ki. Başka bir kitabın sonunu kesip bu kitaba yapıyormuşlar gibiydi.
Ve Sazed'in kitabın sonunda söylediği bir şey beni çok rahatsız etti. Vin ve Elend'la konuştuğunu ve yerlerinden mutlu oldukları... Ben kitaplarda (genellikle) karakterlerin ölümden dönmesine veya öldükten sonra başlarına gelenleri öğrenmeye karşıyım. Bence kitapta ve evrendeki ölüm kavramını ucuzlaştıran bir detay. Elend ve Vin öldüününde zaten üzülmemiştim ama bu cümle gerçekten sinirlenmesi sağladı. Artık Kelsier, Tindwyl, Vin, Elend veya çok sevdiğimiz diğer karakterler için üzülmenize gerek yok. Çünkü Sazed artık onları kolluyor ve ölen karakterlerin tamamı cennette parti falan veriyor yaşasın.
Kitaba bu kadar öfkeli olmamın sebebi seriyi ÇOK sevmem. Daha az değer verdiğim bir seri böyle bitse bu tepkiyi vermeyebilirdim ama kitaba başlarken bazı beklentilerim vardı ve kitap bunları karşılamakta çok yetersiz kaldı. Yine de bu evren hakkında aklımda kalan sorulara aldığım yanıtları beğendim. Kolosslar, kandralar ve sorgucular hakkında; Harap ve Muhafaza hakkında öğrendiğimiz bilgiler bana tatmin edici geldi. Kitapla ilgili problemlerim hikaye akışından kaynaklanıyordu.