Bir İdam Mahkumu'nu anlatan harika bir kitap. Kitapta çok çarpıcı noktalara değinmek istiyorum;
Öncelikle kitabın önsözü oldukça uzun tutulmuş ve gerçek hikayelere yada söylentilere dayanan idam sırasında yaşanan çok çarpıtıcı noktalara değiniyor.
Yine kitabın üçüncü baskısında yer edinen bir tiyatro da önsözden sonra yerini alıyor. Tiyatroyu biraz karışık buldum. Kısaca idam hakkındaki düşüncelerini dile getiriyorlardı. Çarpıtıcı nokta ise şişman adam, zayıf adam, kadın vs. toplumun her kesimindeki kişileri konuşturarak, düşüncelerini görebilmemizi sağlıyor.
Devamında idam mahkumu olan adamın, tam olarak neden idama mahkum edildiği yazılmıyor. Bu da bize şunu gösteriyor ki suç ne olursa olsun cezası idam olmamalıdır!
Eser bize şunun eleştirisini de çok iyi yapıyor: Onlar yalnızca ölen kişinin cezalandırıldığını düşünüyorlar. Oysa onu öldürerek annesini, babasını, karısını, çocuklarını da öldürmüş oluyorlar.
Yine ölüm makinesinin acısız bir şekilde insanı öldürebileceğini söylüyorlar fakat idam mahkumuna çarpıldığı andan ölümüne kadar olan o kısımda yaşanan ölümü bekleme işkencesini neden göz ardı ediyorlar?
Çarpıtıcı noktalardan biri de: Halk merakla neden bir kişinin ölümünü bu kadar coşkulu şekilde beklemek zorunda? Neden çocukların, Tüm bu kalabalığın, bu dehşeti izlemesine izin veriliyor?Bir gün bulunduğum noktada onların olmayacağı ne malum! Ve hiç kimse de çıkıp buna ses çıkartmıyor...
İdam Mahkumu, başlarda ölümü basit olarak görüyor. Hatta kürek mahkumuna çarptırılan insanlar onun için şanslı biri olduğunu söylüyorlar. O da başlarda bu şekilde kabul ediyor fakat daha sonraları kürek mahkumluğunu ölüme tercih ediyor. İnsan ne olursa olsun yaşamak ister. Son anına kadar da bir umutla kurtarılmayı beklediğini görebiliyoruz.
Kısaca kitap gerçekten de harika Kesinlikle tavsiye ediyorum...
"Geçmişin toplumsal yapılanması üç dayanağın üzerinde duruyordu: Rahip, kral, cellat. Uzun süre önce bir ses: Tanrılar gidiyor! dedi. Son olarak bir başka ses yükselip haykırdı: Krallar gidiyor! Şimdi üçüncü bir sesin yükselmesinin zamanıdır: Cellat gidiyor!
Eski toplum bu şekilde yavaş yavaş çökecek; böylece kader geçmişin yok olmasını tamamlayacak.
Tanrılar için üzülenlere: Tanrı kalıyor, denebilir. Krallar için üzülenlere: Vatan kalıyor, denebilir. Cellat için üzülenlere söylenecek bir şey yok..."
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo