Gönderi

"Bir hikayeye silah ekliyorsan onu kullanmak zorundasın (?)"
Puan vermedi·470 syf.··
2023 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2023 03:48
Uzun bir ara verdim incelemelere. Kitaplar orada "alıntılarım duruyor" diye masamın üstünden kitaplığıma geçmeye can atarcasına birikti ve ben sadece uyumakla meşguldüm. O kadar bir uyku ki nasıl gönderi oluşturacağımı bile unutmuşum. Sonra favori kitaplarımda o pembe kitabın olması sinirimi bozdu ve okuduklarımı -klasikler hariç, klasikleri inceleyecek bir kapasiteye sahip değilim- incelemeye -sonunda- karar verdim. Her incelememe bu kadar kişisel başlamak zorunda mıyım? Aslında hayır ama böyle ufak detayları ekleyerek nasıl bir kafada inceleyeceğim konusunda okuyan tek tük kişi de olsa hazırlamak hoşuma gidiyor. Bazı yazarların da bu yüzden kitaplarını uzun uzadıya hikayeye katkısı olmayan detaylarla boğduğunu düşünüyorum. Biraz ironik olacak ama bu kitabın yazarı olan Murakami de böyle düşündüğüm yazarlar arasında. Murakami ile ilk olarak "Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu" ile tanışmıştım. Yazım tarzı ilk başta alışması güçtü ama alıştıkça da eğlenceli bulmuştum. Bu kitabın da benzer bir yazım tarzı olduğunu görünce aslında kitapta karşılaşacaklarımı tahmin etmek zor olmadı. Yine de okumasını eğlenceli buldum. Lafı daha da uzatmadan konusuna geçeyim en iyisi (daha ne kadar uzatabilirsin diye sormayın uzatabilirim,güvenin). İki farklı hikayeyle başlıyoruz o yüzden ana karakter diye anlatmak biraz güç olacak. İlk hikayemizde ana karakterimiz bir spor öğretmeni olarak çalışan Aomame (namı diğer "bezelye"). Bir gün işe gitmek için bindiği taksi trafikte sıkışınca işe geç kalır ve taksi şoförünün önerisiyle otobanın acil çıkışından yaya olarak inerek gider. Bu basit olaydan sonra Aomame'nin fark ettiği diğer insanlarca küçük - ama kendisinin duymamasının imkansız olduğu- birtakım değişiklikler fark eder. Bu değişikliklerden benim niye haberim yok, delirdim mi diye kendi kendine triplere girerken bir yandan bunların nedeni araştırmaya bir yandan da kendi "spor antrenörü kılığında suikastçı" olduğu gündelik hayatına devam eder. Bu yeni dünyanın neresi olduğu sorusunun Aomame'yi hangi maceralara sürüklenecek?(dipnot: daha da ilerisini yazamadım ama favori karakterim Tamaru ile de karşılaşıyoruz bu hikayede.) orta yaşlarına yaklaşan yazar olmak isteyen bir matematik öğretmenimiz. Bir yayınevinde dergi yazarlığı yapıyor ve kitapta kendisine daha fazla yer verilmesi gerektiğini düşündüğüm editör Komatsu'nun bir nevi ayak işlerini yapıyor. Yayınevinin yarışmasına girecek hikayeleri ön elemeden geçirmek de bu işlerden birisi. Gel gör ki bir hikayeyle karşılaşıyor teoride mükemmel ama işçiliği kötü. Komatsu'ya bu gönlünü kaptırdığı hikayeden bahsediyor ve Komatsu çılgın bir fikir sunuyor: Gel hikayeyi sen kaleme al yazar aynı kalsın. Bu ikilinin dolandırıcılık hikayesiyle başka kapılar açılıyor. Ama ne kapılar... Terörist bir komün mü dersin, para kaynağı belirsiz her işe kolu yetişen bir dini tarikat mı dersin... Hikaye yazarı kızın da bir şeyleri bilip söylemediği gizemli tavırları da cabası. Ana karakterimiz Tengo her gün daha da arapsaçına dönen işlerde ne yapacak? Ve bu iki hikayenin ortak noktası ne? Hepsi ve daha fazlası bu -gerçekten biraz fazla uzatılmış- 3 ciltlik kitapta. Evet, konu olarak kısaca böyle özetleyebildim. Şimdi okuma sürecime geçme zamanı. Normalde çok kolay şekilde -eğer zaman ayırırsanız- bir haftada okunacak seriyi 1ayda bitirdim. Hem hikaye ilk başta cezbedemedi hem kendi tembelliğim de eklendi. Ama kitap akıcı diyebilirim. Diğer konu gereksiz detayların fazlalığından yakınanlar olmuş evet, Tengo'nun haftada bir buluştuğu evli arkadaşıyla yaptığı şeyler beni ilgilendirmiyor ya da bir hikayenin ara ara "kaçıranlar ya da tekrar izlemek isteyenler için" yeniden sar başa anlatılması beni de baydı ama galiba Murakami'nin tarzı bu (en azından okuduğum iki kitabı öyleydi). Bir de hikayenin yarıda kalmasını eleştiren bir kısım da olmuş ama bence kitabın sonlarında bunun cevabı yine verilmiş (ki bence kitabı özetleyen kısım bu olduğu için başlığa da ekledim): Hikayeye bir silah koyuyorsan illa patlatmak zorunda değilsin. "Ben hikayeye bunları ekledim ama illa ki açıklamak zorunda değilim." Tabi ki kitap 10/10 demiyorum. Yazık olmuş dediğim kısımlar da var. Sen kalk mükemmel bir konu olabilecek dini tarikatı "yok aslında öyle değilmiş ya" diyerek basite indirge (ki bu dünyada güncel bir sorun). Ama yazar böyle tercih etmiş, elden ne gelir ki? Epeyce uzun lafın kısacası kimler okumalı derseniz uzun uzadıya yazılmış, sadede gelmeyen kitapları okumak sizin için sıkıntı değilse (ki yazının bu kısmına gelebildiyseniz sizin için pek sorun olmaz sanırım), hikaye içinde başka hikayeler sizi sıkmıyorsa, hikayede sonuç değil gelişim kısmını okumak sizin için daha eğlenceliyse, değişik anlatım tarzları görmek sizi heyecanlandırıyorsa ve cinsellik sizi rahatsız etmiyorsa okuyun, zaman kaybı değil. Ama eğer hikayede bir gizem arıyorsanız, "katil kim?"i görmek sizin için hayat amacıysa ya da üstünde ciddi ciddi tartışma yapacağınız bir kitap arıyorsanız bu kitap pek sizlik olmayabilir. Yazdığım en uzun yazı galiba bu oldu. İnternette bundan da daha boş içerikler bulunuyor tesellisi ile yazımı paylaşıyor, okuyup da "bu ne ***?" tarzı tepkiler verenlerden özür dilemiyor ama zamanının boşa gittiği için efendi gibi üzülenlere özürlerimi sunuyorum. Okumayı düşünenlere şimdiden iyi okumalar dilerim.
1Q84 - 1. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20243,530 okunma
·
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.