8/10
·456 syf.··
2023 3. kitabı
Psikoloji bilimi ile ilgisi olsun olmasın, çocuklar ile iç içe bir meslek hayatı olsun olmasın, çocuk sahibi olsun olmasın bence her yetişkin mutlaka ama mutlaka bu kitabı okumalı. Her ne kadar çocuklar ve ergenler üzerinden anlatılsa da bence insan beyninin ve insan psikolojisinin temel işleyişine, verileri nasıl alıp onları nasıl şablonlara ayırıp bu şablonlar aracılığıyla çıktıları nasıl oluşturduğunu çok güzel bir biçimde anlatıyor. Kitabın yazarı bir nöro psikiyatrist ancak kitabı anlayamayacağımız şekilde karmaşık bir yapıda değil okuyan herkesin rahatça anlayabileceği bir şekilde kurgulamış. Kitapta bugüne kadar gördüğü ve tedavi ettiği çocuk hastalarının bir kısmının hayat hikayeleri anlatılıyor. Onların yaşadığı travmaları, bu travmalar karşısında beyinlerinde yerleşen düzeni, bu düzene göre verdikleri tepkileri, bunların sonucu yaşadığı sıkıntıları ve tedavi sürecinde bunların üzerinden ilgi şevkat ve bilimle nasıl gelindiğini akıcı bir dil ile aktarıyor. Ben kendi adıma bu kitaptan çok faydalandım ve bir çok şey öğrendim. Kişinin çocukluk çağında yaşadığı travmaların ileride nasıl bir insan olduğunu belirlemedeki büyük etkisini öğrendim. İnsan beyninin işleyiş şeklini ve bu nedenle yaşanılan her olayın beyinde nasıl işlendiğini ve ortaya kişinin karakterini çıkardığını öğrendim. Öğrendiğim diğer şeylerden birkaç önemli küçük not: İnsan zihninin kontrol edilemeyen ve öngörülemeyen stres unsurlarına karşı savunmasız olduğunu ve kötü duruma maruz kaldıkça kişiyi hayat boyu etkileyecek hassaslaştırılmış bir stres yanıtı yarattığını öğrendim. Öte yandan bu stres durumları sadece 1-2 kez deneyimlense veya zamanlamaları önceden bilinse kişiler için travma etkisinin azaldığını öğrendim.( Kitap içerisinde üvey babası tarafından zamanlaması tahmin edilemeyen bir şekilde istismar durumuna maruz kalan bir çocuğun bir süre sonra sırf bu olayın yarattığı stres İle daha kolay başa çıkabilmek için üvey babasını bu yönde kışkırttığı ve böylece istismarın gerçekleşeceği zamanı kendinin belirlemeye çalıştığıyla ilgili bir bölüm vardı . Bu şekilde yaşanılan travmatik olay öngörülemeyen olmaktan çıktığı için başa çıkmak zorunda kaldığı stres daha az oluyordu) Nöral ağların plastik yani değişme kapasitesine sahip olduğunu bir nöral ağı kasıtlı herhangi bir şekilde değiştirebilmek için ilk önce o nöral ağı aktive etmek gerektiğini öğrendim. Yani piyano çalmak için konu ile ilgili bir kitap okumanın veya video seyretmenin piyano çalmakdan sorumlu nöral ağları değiştirmediğini bunlardan faydalanabildiğini ancak piyona çalmayı mümkün kılanın o nöral ağı tuşlara basarak tam olarak aktive etmek olduğunu öğrendim. Çok küçük yaşlarda özellikle sıfır ile bir yaşları arasında çocukların ilgisizliğe maruz kaldığı durumlarda büyümenin ve gelişmenin tam anlamıyla durduğunu öğrendim. Kitapta sıfır bir yaş arasında annesi tarafından şevkat ilgi ve sevgi göremeyen bir çocuğun, sadece hayatta kalması için yapılması gerekenlerin yapıldığı ama onun haricinde bebeğin ihtiyacı olan ten temasında bulunulmadığı onunla konuşulmadığı dışarıdan çocuğun beynine gelen verilerin neredeyse hiç olmadığı durumlarda çocuğun ileride hem bedenen gelişmesinin durduğu bu nedenle de büyüyemediği için hızla ölüme gittiğini, hem de beyninin ilgili bölümleri gelişmediği için empatiden yoksun olduğunu gösteren bir başka hasta öyküsü vardı. Bir diğer bölümde maruz kalınan bu ilgisizlik döneminin daha uzun sürmesi halinde bebeğin büyüyüp de ergenlik çağına geldiğinde soğuk kanlı bir katile dönüştüğünün ve iki kişinin kasten canını aldığının hikayesi vardı. Çocukların maruz kaldıkları yüksek şiddette streslere iki şekilde yanıt verdiğini öğrendim. Bunlardan birincisi Dissosiyatif tepki yani çocuğun olayları dışarıdan izler gibi hissettiği uykulu bir hale büründüğü ve beyninin sadece en ilkel kısmı olan beyin sapı ile kontrol edilen ve karmaşık üst kısımlarının yani beyninin korteks bölgesi ile tamamen iletişiminin kesilmesi, böylece beynin algıyı azaltarak kişiyi yaşadığı bu büyük stres karşısında bir nevi yaralanmaya hazırladığını öğrendim. Bir diğer tepki türü ise hiper uyarılma olduğunu, bu durumdaki çocukların duygu durumlarını kontrol edemeyip fazla uyarılmış bir biçimde tepkiler verdiğini öfke nöbetlerine girdiklerini yerlerinde duramadıklarını dikkatlerinin çok dağınık olduğunu öğrendim. Yani günümüzde bir çok çocuk için psikiyatrik sorun olarak teşhis konulan dikkat bozukluğu veya hiperaktivite dediğimiz durumların travma kaynaklı bir yan etki olmuş olabileceğini de bu kitap sayesinde görmüş oldum. Son olarak kitap sonunda bulunan birden fazla ek bölümde anlatılanların bilimsel olarak arka planına dair yine çok anlaşılır bir biçimde düzenlenmiş bilgiler vardı. İkinci bir ekte yazarın bu kitaptan daha iyi faydalanılabilmesi için oluşturmuş olduğu tartışma sorularının bulunduğu bir bölüm ve son olarak bu sorulara kendi yorumlarıyla cevap verdiği aynı zamanda kitabı yazmış olduğu tarihten bu yana her bir vakanın hikayesi ile ilgili eklemek istediği notların yer aldığı bir bölüm daha vardı. Her açıdan oldukça tatmin edici ve bilgilendirici olan bu kitabı umarım her biriniz okursunuz.
Köpek Gibi Büyütülmüş ÇocukMaia Szalavitz · Koridor Yayıncılık · 202510,5bin okunma
·
36 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.