Gönderi

10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2016 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2016 00:00
Kaybolma hikâyeleriyle başlıyor kitap, kaybolanın değil, kaybolmanın izini sürüyor adeta. Şahit olduğu her şeyi olaylara, kavramlara, hikâyelere, sanata, kendi hayatına ve rüyalara bağlayışına; birbirinden benzersiz gibi görünen hikâyeleri bir pazılın parçaları gibi birleştirmesine hayran oldum. En sevdiğim kısım da Mesafenin Mavisini anlattığı bölümler oldu. Rebecca Solnit’in on iki kitabı varmış ama ben sadece üç tane çevrilmiş kitabını bulabildim. Yakındaki Uzak, Bana Bilgiçlik Taslayan Adam ve Kaybolma Kılavuzu. Muhtemelen diğer kitaplarını da okuyacağım, gerek üslubunun dolaylılığı, bu dolaylılığa rağmen anlaşılırlığı, gerekse bilincin doğal akışındaki uyuma yeniden şahit olma isteği. Çünkü bu üslup, insanı insana yaklaştıran, bilinçte direnç görmeden kabul edilen bir üslup… Kur’an ayetlerini okurken de sezinlediğim üslup böyle bir şey işte. Hani ayetten ayete konu değişiyor ya, tıpkı yeryüzünü seyrederken gözümüze kâh tepelerin kâh ağaçların takılması ama yeryüzünün tüm bunlarla birlikte bir bütün olması. Hani, tekrarlarla, birbirinden bağımsız gibi duran konularla ilerleyerek Kitabı bitirdiğinizde, bütün olup biteni kafanızda bir bütün halinde buluverirsiniz, başta her şey kopuk gibi görünür ama aslında bu bir yanılsamadır çünkü her şey bütüne akar ve bilinciniz en sonunda bütünün tadına bakar her hatmin ardında. Bilincinizin neler yaptığını gözlediğinizde de aynı şeye şahitlik edersiniz, bir hikâye gibi başlangıcı ve sonu yoktur düşüncelerin, giriş, gelişme ve sonuçtan oluşmaz, daldan dala atlar ama hepsi bütündür. Yaşamımız da öyle, Ergenlik yıllarınızda sorduğunuz bir sorunun cevabını kırk yaşına vardığınızda alırsınız, bazı dualarınız kabul edilmemiş gibi görünür oysa on yıl sonra, onun hikmetini kavrarsınız. Yaşamımız da, bilincimiz gibi kopuk parçalar gibi görünür ama hiçbir an, hiçbir karar, hiçbir hüsran boşa gitmez burada, tüm taşların yerine oturuşunu izlersiniz yaşlandığınızda. İşte böyle… Kitaptan tek bir alıntı yaparak bitireceğim: “Para hırsı ve onun hizmetindeki, her geçen gün daha sofistike hale gelen yeni teknolojiler, vahşi doğanın ve uzak diyarların bağrından, gittikçe daha fazla zenginlik kopardı ve hiç zenginlik kalmayana kadar durmadı. Bankalar, asla harcanamayacak kadar çok parayla doluydu şimdi; o paranın satın alacağı kadar çok şey yoktu bile. Artık kıtlık gerçekti işte; üstelik büyüyordu.”
Kaybolma KılavuzuRebecca Solnit · Encore · 2015268 okunma
··
285 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.