·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Aralık 2023 22:18 Yarın Yarın, Pınar Kür’ün ilk romanı; zamanında, büyük ses getirmiş, yargılanmış, sansürlenmiş bir ilk roman. Geçmişte kitaplarını okuduğum bir yazar Pınar Kür. Özellikle Küçük Oyuncu romanı hayata bakışımda önemli bir yer tutar. Yarın Yarın ise çok uzun yıllar önce filmini seyrettiğim ve bu yüzden okuma gereği duymadığım bir romanıydı. Ne kadar büyük bir hata yaptığımı kitabı okurken fark ettim. Romandan bağımsız olarak filmin başarısı tartışılır; fakat roman ve film birbirinden çok farklı. Romandaki karakterlerin geçmişi ve derinliği filme kesinlikle yansıtılmamış diye düşünüyorum.
1970’lerin başında 12 Mart öncesinde başlıyor hikaye. Türkiye’nin siyasi ve sosyal yaşamı, ağırlıklı olarak, bir avuç zengin ailenin perspektifinden anlatılıyor. Zengin ve ilgisiz ebeveyninden uzaklaşıp Fransa’da eğitim görürken, 68 olayları ile politik bilinci oluşan ve Devrim hayaliyle Türkiye’ye dönen Selim, deha üstü zekası sebebiyle özel eğitim alması için uğraşılan, fakat eğitimini ve hayallerini yarıda bırakıp Oktay ile evlenen, mutsuz Seyda, eğitimini yurtdışında tamamlayıp, ailesinin desteğiyle kendi işini kuran Oktay ve baskıcı babasından kaçıp gösteri dünyasının bataklığında yükselmeye çalışan Aysel romanın başlıca karakterleri. Roman bu dört karakterin bilinç düzeyinden anlatılıyor. Hikaye, karakterlerin geçmiş ve gelecekleriyle şekillenirken geri planda Türkiye’deki siyasi olaylar ustaca anlatılıyor. Kitabın dilini genelde beğensem de zaman zaman rahatsız eden noktalar vardı. Bu baskıdan kaynaklı olduğunu düşündüğüm yazım ve imla hataları mevcut. Ayrıca yazarın sıklıkla kullandığı ‘tüm’ kelimesi, cümle içinde bazen gereksiz bazen de yetersiz olmuş bana göre. Tabii ben bu yorumu 2023’ten yapıyorum 1976’da yazılmış bir romana. Belki de dildeki küçük değişimlerdir sebebi bu rahatsızlığımın.
Kitap mı film mi karşılaştırmasını sonsuza kadar bırakıyorum artık :) Kitap ve filmin apayrı iki araç olduğunu bir kere daha fark ettim. Kitap yazarın, film ise yönetmenin eseri.