“ Öteki’ni benim hakikatime dair sahip olmadığım bir bilgiye sahip olduğunu düşündüğüm sürece severim. Ne zaman ki onun bu bilgiyi vermeye muktedir olmadığını anlarım, bu cevabın onda olmadığını düşünmeye başlarım, ondan nefret etmeye de başlarım. Dolayısıyla nefretin bir diğer tanımı da Öteki’nin hiçbir zaman tam, bütün ve tutarlı olmamasıyla ilgilidir. Özne kendi eksiğinin yanıtını aramak için Öteki’ne başvurur fakat Öteki’nde yine eksikle karşılaşır çünkü Öteki ona nihai yanıtı, mutlak yanıtı veremez. Bu cevapsızlık, özneyi Öteki’nden nefret eder hale getirir. Çok sevilen birisinin her an nefret nesnesi haline gelmeye aday olması bu yüzdendir.”