Bugünü yaşama arzusu Yalom
Öğretici roman katagorisi varsa bu kitap alanında başarılı bir örnektir. Yalom, romanı bir hikaye anlatmak için değil, terapi yapanlara ya da kişisel gelişim için terapiye ilgi duyanlara yardımcı olacak didaktik bir roman olarak yazıyor.
1-3 Bölümlerde terapist Julius'un ölümcül hastalığı ile tanışmasını ve yıllar önce başarısız olduğunu sandığı bir danışanı Philip'i grup terapisine davet edişini okuyoruz.
Philip, Julius'un terapisinin ona yardımcı olamadığını, ama felsefe ile uğraşması ve Schopenhauer'i okumakla kendi kendine terapi yaptığını ve iyileştiğini iddia ediyor. Hatta bu terapiyi kendisi de diğer insanlara terapist olarak sunmak istiyor. Ancak bunun için supervizyon almak zorunda. Terapist Julius bir şartla supervizyon vermeye razı oluyor, eğer Philip grup terapisine katılırsa.
Daha sonraki bölümlerde okuyucu bir yandan 7 kişilik grup toplantılarının doğrudan tanığıdır, katılımcıları yoğun bir şekilde tanır ve grup lideri tarafından yönlendirilen ve gelişen grup dinamiklerini deneyimler.
Öte yandan, Schopenhauer'in yaşamı hakkında biyografik detaylar ve felsefesinin derinlemesine açıklamalarını okur.
Benim okuduğum Pegasus yayınevinin kitabının sonunda bu konuda Yalom'un ilginç bir yazısı var: "Schopenhauer tedavisinin yazım süreci". Bu romanı yazmaya neden başladığı, nasıl geliştirdiği ve ne amaçla yazdığını kısaca anlatıyor.
Romanda grup terapisinin işleyişi ile varoluşcu terapinin bakışaçısını biraraya getirdiğini belirtiyor. Grup terapisinde danışanların aldıkları roller, gelişimleri, bunalımları, çıkış yolları, dikey veya yatay açılmaları, etkileşimleri, grubun kendi kendini yönetmeyi öğrenmesi... öte yandan terapistin grup terapisini yönlendirmesi, bırakması, süreci nasıl takip ettiği, nerede hangi terapi araçlarını kullandığını, terapistin iç konuşmalarıyla açıklıyor. Ör S. 264, 266, 269
Öte yandan terapistin hastalığı nedeniyle gruba getirdiği "ölüm olgusu" ve bu konuya en bariz biçimde yaklaşan filozof Schopenhauer'i de Philip kişiliği ile bir katılımcı olarak gruba dahil ederek grubu terapoytik bir maceraya gönderiyor.
Roman'ın İngilzce ve Almanca adı Schopenhauer tedavisi. Bu nedenle ilk soru neden Schopenhauer? (Yazar, birçok yerde Nietzsche Ağladığında adlı romanı yazarken, ilk kez Schopenhauer ile ilgilendiğine değiniyor.) Bu konudaki açıklaması, Nietzsche ve Schopenhauer'de ikisi de "insanın varoluş durumunu araştırırken korkusuz ve amansızlardı, her türlü otoriteden uzak duruyorlardı ve varoluşla ilgili bütün yanılgıları terk etmişlerdi. Ancak hayatla ilgili birbirine tamamen zıt tutumlara ulaşmışlardı. Nietzsche hayatı kucaklayıp kutluyordu, Schopenhauer ise hazin ve kötümser olup hayata karşı olumsuz bakıyordu". Ancak bu kötümser bakış onun insanları daha farklı algılamasına ve merakla incelemesine yol açıyordu.
Her iki filozof da tanrı tanımaz, bu nedenle de varoluşun anlamını içine düştükleri bunalımdan çıkış yolları arıyorlar. "Umut" anlamsızdır, çünkü her an için ölebilirsin. Doğumdan öncesi gibi, ölümden ötesi yok. Var olan 'şimdi ve burada' benimle ve ilişkide olduğum insanlarla olanlar. O anda duyumsadığım, bilincine vardığım şeyler. (Bu farkındalığın yolu elbette Budistlerin mahallesinden de geçiyor).
"Eğer ölüm korkusu her yerde varsa, bütün hayatımız boyunca peşimizi bırakmıyorsa, ölüm bu kadar korkunçsa ve onu zapt etmek için çok sayıda din ortaya çıkmışsa, yalnız başına olan ve dinsel inancı bulunmayan Schopenhauer ölümün dehşetini nasıl yatıştırıyordu?... "Var olmamayı kötü olarak görmek saçma. Çünkü her kötülüğün, her iyilik gibi varoluşu ve bilinci varsayması gerekir ... Özlenemeyecek şeyi kaybetmenin kötü bir şey olmadığı açıktır. Ve bizden, hayatın acı çekmek anlamına geldiğini ve aslında kendi içinde kötü olduğunu aklımızdan çıkarmamamızı ister. Durum böyleyken kötü bir şeyi kaybetmek nasıl kötü olabilirdi ki? Ölümün ... (Schopenhauer) önlenemez acısını dindiren bir rahatlama olarak görülmesini söylüyordu". S 407
Schopenhauer gibi birinin grup terapisine gelmesi, her grubun sınırlarını aşar. Hatta grubu dağıtır. Asosyal diyebileceğimiz birini grup terapisiyle sosyalleştirme hatta onun da ötesinde terapist yapabilme ancak romanda karşılaşabileceğimiz bir macera.
Roman boyunca bu maceraya tanık oluyoruz. Elbette Schopenhauer'in ilginç hayatı da romana renk katıyor.
Romanı ilgiyle, keyifle ve yeni okuma önerileri alarak okudum.