Kitap boyunca Ebulfez Elçibey' in "Sen Türk olduğunu unutsan da düşmanın asla unutmaz. " ifadesi canlandı zihnimde.
Bosna Hersek'te yapılan katliamı ve katliama ek olarak Boşnak halkına yapılan psikolojik şiddet ise kitapta oldukça iyi ifade edilmiş. Bazı okuyucuların dediği gibi gerçekten katliamlar ve zulümler çok detaylı anlatılmış. Evet oldukça rahatsız edici. Lakin bizler bunu okumaya rahatsız olurken bu zulümlere maruz kalan bir halk var. Bu halkın yaşadığı zulümlerin anlatılması ve bu zulümleri onlara yapan halkın açık açık ifşa edilmesi gerekir. Ne kadar acı da olsa kanlı tarih yazılı kaynaklara geçmeli ki herkes bilsin. Aliya İzzetbegoviç'in de ifade ettiği üzere; “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır."
Bu eserin satırları boyunca Bosna Hersek'te yaşayan dindaşlarımız sürekli olarak; "komşularımız bizi katlediyor, biz onların tavuğuna kıst demedik. Bu nasıl mümkün olabilir." ifadelerinde bulunuyorlar. Bu bence oldukça anlamlı. Ders alınması gereken bir detay.
Kadınlara ve erkeklere yapılan tüm işkenceler de ayrı ayrı nefesim kesildi. Kalbim daraldı. Ben sadece bu katliamı okurken bu hislere kapılırken bu zulümleri yapan halkın vicdansızlığı ise beni kahretti.
Kitabın diline gelecek olursak yalın ve akıcı bir dile sahip. Bu sebeple kitabı okurken belgesel izler gibi hissettim.