'Hizmetçi'yi bitirdim, ama aslında bitirdim demek yetersiz kalıyor. Bir solukta okuduğum bu kitap, beni hayal dünyasının içine çekti ve gerçekten de oradaymışım gibi hissettirdi.
İlk başta, hapisten çıkan Millie'nin hayatına odaklanıyoruz. Huzursuz bir geçmişi var ve iş bulmak da hiç kolay değil. Sonunda bir hizmetçi ilanına başvuruyor ve kabul ediliyor. Winchester ailesinin evine adım attığımda, sanki ben de o evin bir parçası olmuşum gibi hissettim. Nina, Andrew, Cecelia... Her karakterin derinlikleri, gizemleri ve sorunları var.
Millie'nin gözünden anlatılan bu hikaye, beni adeta bir roller coaster'a bindirdi. İlk başlarda her şey yolunda gibi, ev düzenli, aile mutlu... Ama sonra işler tuhaf bir hal almaya başlıyor. Nina'nın garip davranışları, Andrew'un çekiciliği ve Millie'nin içsel çatışmaları... İlk başta anlam veremediğim detaylar, sonra olaylar öylesine hızlı gelişiyor ki, ben de karakterlerle birlikte şaşkına döndüm.
Kitabın içinde kayboldum, her sayfa beni biraz daha derinlere çekti. Nina'nın sırları, Millie'nin geçmişi ve evin çatı katındaki gizem... Her an her şey değişiyordu. Kitabın içinde yaşadığım gerilim, beni gerçek dünyamdan koparıp, kitabın içinde bir figüran olmuş gibi hissettirdi.
Ve sonu... Oh, sonu! Tahmin edemeyeceğiniz kadar çarpıcı, sarsıcı ve akıl almaz bir son. Kitabı kapatırken, sanki bir rüyadan uyanmış gibi hissettim. 'Hizmetçi' benim için bir kitap değil, adeta bir deneyimdi. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim, ama hazır olun, çünkü bu kitap sizi başka bir dünyaya götürecek."