Puanım 8/10 #okudumbitti
Uzuun zamandır elimde olan, aslında 2023’ün son kitabı olması gereken kitap bugün bitti. 2024’e nasipmiş. Daha önce aynı yazardan “Zaman Makinesi”ni okumuştum. Onda ilerlerken baya bir zorlanmış en sonunda mutlu bitirmiştim. Doğruyu söylemek gerekirse bu kitabı okumadan önce birazcık korktum. Bir de bu Zaman Makinesi gibi kısa bir kitap da değil. 475 sayfa olunca bir tırsıyorsun ister istemez. Allah’tan korkularım boşa çıktı ve beni sevindirdi. Şimdi konusuna geçelim.
George Ponderevo, İngiltere’nin ünlü Blodesover malikanesinde yaşan hizmetlinin oğludur. Sosyal statüsü yüzünden sürekli aşağılanmaya maruz kalan George, uzakta yaşayan amcasının yanına postalanır. Eczacı olan amcası Edward, parayı bulup köşeyi dönme derdindedir. Defalarca başarısız girişimden sonra en son Tono-Bungay’ı icat eder. Dirilik verdiğine inanılan bu sıvının tadı güzel olsa da aslında işe yaramazdır. Fakat çılgın mucit Edward ve genç pazarlamacı George Ponderevo’nun elinde kısa zamanda korkunç bir servete dönüşür. Bu Kitap da Parayla yaşadıkları imtahanı anlatır.
İlk başlarda kitap ilerlemedi, “nereye gidiyor bu böyle” diye çok sordum kendime. Sonra beni içine çekti ve elimden bırakamaz oldum. Arka kapağında bu eserin H. G. Wells’in sanatının zirvesi kabul edildiği yazıyor. Sonuna kadar hak verdim bu düşünceye. Önermesi benden okuması sizden