Herkese merhaba. Bugün H. G. Wells'in "yazdığım ve yazacağım en iyi roman" olarak nitelendirdiği eseriyle karşınızdayım. Kitapta George Ponderevo adlı bir adamın ilginç hayat hikayesini okuyoruz. Roman, George'un çocukluk yıllarını geçirdiği Bladesover Hanesi'nde başlıyor.
George, annesinin hizmetçi olarak çalıştığı bu yerde, ilk olarak herkesin bir yeri olduğunu ve ona göre davranması gerektiğini öğrenmesine rağmen bir gün maalesef yerini unutur. Bunun sonucunda da evden kovulup amcası Edward'ın yanına gönderilir. Babasının kim olduğunu bile bilmeden büyüyen bu çocuk, birden bir amcası olduğunu öğrenir ve onunla yaşamaya başlar. Eczacı olan amcası, George'u çırak olarak yanına alıp eğitiminden arta kalan zamanlarda da ona işi öğretmeye başlar. Aradan yıllar geçtikten sonra amcası çok önceden beri aklında olan bir projeyi hayata geçirmeye karar verir. George'tan da ona yardım etmesini ister. Kendisini, amcasının ürettiği, "her derde deva" Tono-Bungay girişiminin içerisinde bulan George, kariyer basamaklarını bir bir çıkmaya başlar.
Aslında hiçbir işe yaramayan bu sıvı, çokça rağbet görür ve kısa sürede Ponderevoları başarının zirvesine ve toplumun üst kademelerine yükseltir.
Tono-Bungay, yazıldığı döneme, o dönemdeki toplumsal yapıya ve kapitalist düzene ışık tutan harika bir romandı. Wells'in hayatından da izler taşıyan bu roman, George'un ağzından tüm ayrıntılarıyla birlikte anlatılıyor. Karakterimiz görmüş geçirmiş, olgun bir adam olarak karşımıza çıkıyor ve geçmişini bizlere anlatmaya başlıyor. Çocukluğu, amcasının yanına gittiği zaman yaşadıkları, üniversite hayatı, Tono-Bungay ve getirdiği güzellikler, aşk hayatı ve daha birçok şeye tanıklık ediyoruz. Hayatı boyunca çeşitli insanlar ve yaşam tarzları gören George'un kendisini tanıma ve toplumda yer edinme