Körler Ülkesi

8,8/10  (24 Oy) · 
50 okunma  · 
19 beğeni  · 
1.562 gösterim
And Dağları'nın vahşi çorak topraklarında insanların dünyasından elini eteğini çekmiş bir vadi uzanır. Ancak korkunç boğazlar ve buz kaplı bir geçit aşıldıktan sonra ulaşılabilen Körler Ülkesi'dir burası. Vadiyi on yedi gün boyunca karanlığa gömecek bir yanardağ patlamasının ardından, vakti zamanında İspanyol zulmünden kaçarak vadiye sığınmış ve körlük belasıyla cebelleşen insanların dünyayla bağlantısı kopmuştur. Körlüğe derman bulmak için köyden ayrılmış ve koca dünyada mahsur kalmış bir adamın anlattıklarıyla bir efsane olarak varlığını sürdürür Körler Ülkesi. Ta ki Nunez adında genç bir dağcı elim bir kazayla vadide hapsoluncaya kadar...

H. G. Wells'in bu meşhur öyküsüne İspanyol çizer Elena Ferrándiz'in muhteşem resimleri eşlik ediyor.

"… Ann Veronica, Zaman Makinesi, Körler Ülkesi… bunlar Wells'in çağdaşlarının üretebileceğinden çok daha iyi hikayeler."
-Vladimir Nabokov-

"Wells'i yüzyılın başında keşfettiğime çok üzgünüm. Keşke o baş döndüren, kimi zaman da dehşetli mutluluğu hissetmek için onu bugün keşfedebilseydim."
-Jorge Luis Borges-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2015
  • Sayfa Sayısı:
    68
  • ISBN:
    9786055029364
  • Çeviri:
    Evrim Öncül
  • Yayınevi:
    Kolektif Kitap
  • Kitabın Türü:
Bekir İstanbul 
02 Eki 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Zaman Makinesi" gibi bu kitabın da çok orijinal bir konusu var. Kitabın yazarı bence bir dahi ve olağanüstü bir hayal gücü var. H. G. Wells 1866 - 1946 yılları arasında yaşamış İngiliz yazardır. Edebiyatın birçok dalında eserler vermiş olmasına rağmen bilim kurgunun babası olarak bilinir. (Bu ünvan Jules Verne ile daha çok kullanılmaktadır.) Eğer bu yazarı bugüne kadar keşfetmediydiniz bir an önce keşfetmenizi tavsiye ederim. Ben mutlaka birkaç kitabını daha okumayı düşünüyorum...

Bundan sonraki kısın ufak dozda SPOİLER içerir!

Kitap Nunez adlı dağcının kaza eseri yıllarca derin bir vadide bir deprem sonucu hapsolmuş kör insanlarla karşılamasını ve yaşadıklarını anlatır. Kendini onlardan üstün görür ve onları yönetmek ister ama tüm delilerin arasında deli muamelesi gören akıllı durumuna düşer. Görme duyusu diye birşeyin olduğunu bile insanlara kabul ettiremez...

Bu noktada şuanki Türk toplumu aklıma geldi, en azından büyük bir çoğunluk diyebilirim. Bağnazlık insanların genlerine işlemiş. Sadece inanmak istedikleri şeye inanıyor insanlar. Araştırmak, öğrenmeye çalışmak, karşıdaki kişinin de düşüncelerine saygı duymak yok. Bence en büyük körlük görmek istemeyen insanların körlüğüdür...

Yadigar Soydan 
 25 Mar 15:58 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum ikinci H.G.Wells kitabı. Resimlerle süslenmiş kitap gerçekten dikkat çekici. Kısa bir kitap olmasına rağmen konu bakımından oldukça ilginç. Burdan sonrası spoiller içerir dikkat!!!!

Kaza sonucu Körler Ülkesi'ne düşen Nunez, önce orada yaşayan insanların kör olduklarını anlayamaz. Fakat orda yaşayan insanların kör olduklarının ayrımına vardıktan sonra, orda yaşayanlara görme duyusu ile algıladıklarını aktarmaya çalışmasına rağmen bunu başaramaz. Çünkü kaç kuşaktır görme yetisi olmadan dünyaya gelmektedir insanlar. Ama bu insanlar görme algıları olmadan diğer algılarını kullanarak bir çok şeyin ayrımına varmaktadırlar. Nunez orada yaşayan kızlardan biriyle evlenmek ister ve bunun gerçekleşmesi için ona kör olması şartını koşarlar. Çünkü böylece, gerçekten görmesi gerekenleri görebilecektir Nunez. Öncesinde bunu kabul eder lakin sonrasında yapamayacağını anlayarak ordan kaçar.. Sorgulanması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Ezgiperest 
11 Haz 22:59 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap fuarından, stand görevlisinin tavsiyesiyle aldığım ve zihnime bir tokat gibi inen kitap. Altmış küsür sayfalık bu çelimsiz kitap adeta bir metafor kaynağı. Kitabı bitirdiğimden bu yana yaklaşık üç gün geçmiş olmasına rağmen halen etkisindeyim, muhtemelen de bu durum uzun bir süre devam edecek. "Körler Ülkesi'nde Tek Gözlü İnsan Kral'dır" sözünü yerle yeksan eden yazar, okuyanı da karakterimiz Nunez ile birlikte adeta Körler Ülkesi'ne hapsediyor. Öte yandan kitaptaki çizimler ile işlenen metafor şaşılacak derecede güzel desteklenmiş. Bu sarsıcı öyküsünden sonra yazarın diğer kitaplarını da okumamak elde değil.

Platon'un meşhur mağara istiaresi, alegorisi ya da benzetmesini bilenler bilir: Bir mağarada zincirleriyle bulundukları yere mıhlanmış, arkalarındaki ışığın kendilerine çarpıp önlerindeki mağara duvarlarına düşürdüğü gölgelerini izleyip eğlenen, gördüklerini gerçeğin kendisi sayıp, bu gölgelerin dışında hakikatin gerçek bir yüzünün olmadığını düşünen insanlar anlatılır. İçlerinden (filozof ruhlu) biri, zincirlerini kırıp mağaranın ağzına kadar gitmeyi başarır. Dışarıdaki gözleri kamaştıran gün ışığı altında serili olan doğayı ilkin göremez kamaşan gözleriyle. Işığa alışan gözleri, daha sonra dış dünyanın, mağara duvarlarındaki gölgelerden çok daha başka olduğunu, onların, şimdi gördüğü gerçeklerin birer kopyası, gölgesi olduğunu fark ettirir. Heyecan içinde içeriye koşup, gölgelere dalıp giden gerçeklerden habersiz güruha dışarıda gördüklerini anlatır. Kimisi delirdiğini düşünür, kimisi uydurduğunu. Ne yapıp etse de, gördüklerini bir türlü anlatamaz, onları inandıramaz.

Gelelim Wells'in Körler Ülkesi'ne.. Bir öykü şeklinde kaleme alınan bu eserde, And Dağları'nın içlerindeki geçit vermez yüksek vadilerin birinde yaşamlarını sürdüren bir topluluğun, kendilerine ulaşılmasını sağlayan tek geçidin de deprem ve heyelanlarla kapanmasının ardından, bölgede asırlarca mahsur kalıp dış dünyayla iletişimlerinin kesilmesi hikaye edilir.

Bu ülkede/bölgede/köyde hemen herkes bir süre sonra salgın bir hastalık yüzünden görme yetilerini kaybeder. O kadar ki, bu durum artık genlere de işleyerek, her doğanın kör olarak dünyaya gelmesine kadar varır. Bu halk, görmenin ne olduğunu unutacak kadar uzun bir süre bu şekilde yaşamlarını sürdürmektedir. Göz denen organ,bu insanlarda artık köstebek gözlerini andırır biçimde küçülmüş, içe göçmüş ve ilk bakışta bile tamamen işlevsiz bir görünüm sergiler hale gelmiştir.

Bölgeye,bir dağcı ekibiyle birlikte tırmanışa geçen genç Nunez, bir uçurumdan yuvarlanıp vadinin en diplerine düşer. Bundan sonra geri dönemez ve yaralı bir halde vadinin daha kolay bir yerinden tırmanıp kilometrelerce ötedeki açıklığa ulaşmaya çalışır. Orada yaşamın izlerini görüp, heyecanla köye ulaşmaya çalışır. Fakat, daha yaklaşır yaklaşmaz, bu köydeki evlerin penceresiz olduğunu, çevrede oraya buraya seğirten insanların ise penguen tarzı bir yürüyüşle oldukça tuhaf davranışlar içinde olduklarını görür. Köye varınca, kulakları keskinleşmiş körler tarafından hayretle karşılanır. Nunez, çevresinde olup bitenlere hayretle dikkat kesildiği için tökezler, dikkatsiz davranır, türlü sakarlıklarda bulunur. İşte hikayenin en can alıcı kısmına geldik...

Kendisini göklerin gönderdiğine inanan bu körlerde, görme kavramı bile silinmiştir. Gözlerinin gördüğünü söyleyen ve yüksek dağların ardında koca bir dünya ve insanların yaşadığını dile getiren Nunez'e acıyarak bakarlar. Göz denen şeyden haberleri yoktur bu insanların, görmek nasıl bir şey, bunu bilmemektedirler. Kendisinin yalan söylediğine kanaat getirip, onun nereden geldiğine fazla kafa yormamaya başlarlar. Kahramanımız, yaralı haliyle iyileşmek ve karnını doyurmak istiyorsa, körlüğe uygun davranıp, körler ülkesine kendisini kabul ettirmek zorunda kalır. Onun birkaç defa tökezlediğini gören körler, kendisinin yürümekte henüz körpe olduğu, ona birçok şeyin öğretilmesi gerektiği sonucuna varırlar. Evet, gören gözleriyle, gördüğünü hiçbir şekilde ispatlayamayan, görmeyle ilgili ne derse desin, anlattığı şeylerin bu körlerde hiçbir karşılığının olmayacağını bilen birinin bile isteye körleşmeyi kabullenmesi...

Daha önce renkleri, şekilleri gören birine görmenin ne olduğunu anlatabilirsiniz. Ancak, gördüklerini anlatan biri karşısında doğuştan kör olan bu insanların tutumları kestirilebilir; görmeye dair söylenenler hakkında hiçbir fikri olmayan bu insanların, Nunez'i gaipten haberler vermeye çalışan bir sahtekar olarak görmeleri gayet doğal.

"Körler ülkesinde tek gözlü adam, kral olur" sanmıştı Nunez. Fakat kendisi yürümeyi dahi bilmeyen, kulağı keskin olmayan, türlü yetileri henüz gelişmemiş sayılan biri olarak görülür. Gördüklerinden, göz denen organdan bahsetmesindeki ısrarcı tutumu, körler ülkesinde yarı akıllı, meczup ve bir tür ucube gibi karşılanmasına neden olur. Fakat bu arada Nunez, kör bir kıza tutulmuştur. Ancak yaşlılardan oluşan körler heyeti, kızın bu adamla birlikte olup evlenmesine karşı çıkarlar. Sebebi açıktır: " O bizim gibi sağlıklı değil, yarı akıllı ve hikayeler uydurup duruyor".

Kızın da adama aşık olması ve bu olumsuz kararın sonucunda yataklara düşmesi, kızın babasını ve bilge körleri bir orta yol bulmaya götürür. Kararlaştırılan fikir bir doktor tarafından dile getirilir. "Bunca saçmalamasına neden olan o göz dediği ve bizimkilerden daha çıkık olan organa mil çekmek." Böylece, o da kendileri gibi sağlıklı bir insan olabilecektir. Hayaller kurup uyduran biri olmaktan vazgeçecektir. Kızın, kendisinin de inanmadığı hikayeleri anlatan gence, kendi sevgisi için bunu kabul etmesi, böylece iyileşeceğini ve evlenebileceklerini söylemesi karşısında durumu kabullenir. Gördüğü tüm güzelliklere, tüm gerçekliğe veda edip karanlığa mahkum olmayı kabullenemez. Ve köyden kaçar. Bölgeye onca yıl sonra ulaşan bir grup, bir gence ait iskeletleri, bir vadi çukurunda bulacaklardır.

Topluma doğruları, gerçekleri anlatan "kurtarıcı"ların her defasında başarısız olmalarının nedeni, belki de karşılarında anlattıkları hakikati hazmetmeye hazır bir zihin bulamamış olmaları, söylediklerinin karşılık bulmaması, çünkü buna imkan tanıyacak bir kavram dünyasından yoksun bir yığınla muhatap olmalarıyla açıklanabilir.

Platon'da, mağaradakilere dış dünyayı anlatan adam, onlara gölgelere değil, onları asıl yansıtan gerçek ışık kaynağına ve o kaynağın altında serili olan gerçek nesnelere inanmalarını istemişti. Gölgelere mahkum insanlar, görüyorlar, fakat gerçeğin yansımasını görüyorlardı. Oysa Körler Ülkesi'ndeki insanlar, bu gölgelerden dahi mahrum kalmış, görmeyle ilişkileri tamamen kopmuştu. Ve körler, mağara sakinlerinden daha dogmatik davranmış, daha keskin bir şekilde gerçeklerden bahsedenleri yalanlamışlardı. Karanlık koyulaştığı oranda, onunla baş etmek o derece olanaksızlaşır.

Biz yine de şuna inanmaya devam edelim:

Geceler ne denli karanlıksa, yıldızlar da o denli ışıldar. Şu halde denebilir ki: Karanlık arttıkça, aydınlık da artar.

Mutlaka okuyun!..

Ahmet Samsa 
15 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Körler Ülkesi'nde Görmek Bir Ayrıcalık Mıdır Yoksa İşkence Mi?
Körler Ülkesi, Wells'in okuduğum üçüncü kitabı. Zaman yolculuğu ile ilgili bir kitap var mı diye araştırırken Zaman Makinesi kitabı ile Wells okumaya başlamıştım ve çok memnunum bu durumdan.
Kısa, masal tadında, fantastik bir öykü olan Körler Ülkesi kitabının yaklaşık otuz sayfasında Elena Ferrandiz'in öykü ile ilgili çizimleri bulunmakta.
Konusuna gelince And dağlarının derinlerinde bir vadide bütün fertlerinin kör olduğu bir diyar vardır. Dağcı Nunez, ekibiyle birlikte And dağlarına tırmanırken bir kaza sonucu kendisini sadece efsanelerde adı geçen Körler Ülkesi'nde bulmuştur. Dağcı vadideki herkesin kör olduğunu anladığı anda "Körler Ülkesi'nde Tek Gözlü İnsan Kral'dır." sözünü düşünmeye başlar. Ve kendini bu vadinin kralı olarak görmek konusunda çok heveslidir. Yalnız asırlardır her ferdi kör olan ülkede, kullanılmamaktan unutulmuş bazı kavramlar bulunmaktadır...
Wells bu öyküde Dağcı Nunez ve Körler Ülkesi sakinlerinin arasında yaşananları anlatırken; Zaman Makinesi kitabında yaptığı gelecekteki insanlar tasvirinde de olduğu gibi, insanların nasıl bir değişim geçirebileceklerini çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
Şiddetle elinize geçen her Herbert George Wells kitabını okumanızı tavsiye ediyorum.

Madam Tutli Putli 
 17 Mar 23:46 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Doğa olayları sonucu dünyaya kapılarını kapatmış, adı sanı efsanelere konu konu olmuş bir ülke... Körler Ülkesi. Kaza sonucu bu ülkeye yolu düşen, gören gözlere sahip Nunez. Wells'i ilk defa okuyan biri olarak yazarın kalemini çok çok çok sevdim. Bilim kurgu türünü "Dünyanın merkezine yolculuk" kitabıyla noktalamış bendeniz için bu kitap muhteşem bir fırsat oldu.

62 sayfalık bol resimli bu kitabı okurken fırsatçı Nunez' e mi üzülsem yoksa doğru bildiklerinden şaşmayan, bağnazlığın dibine vurmuş, kendi doğrularından başka her şeye kapalı ülke halkına mı bilemedim. Ne kadar zor kendimizi sorgulamak, şapkayı önümüze koyup düşünmek. Özeleştiri yapmamamızn bedelini daha uzun yıllar ödeyeceğiz sanırım.
Akşam akşam merak duygumu kamçılayan, düşündürmeye sevk eden, çizimleri ile de ilgi çekici, etkileyici olan bu eseri ve yazarın diğer eserlerini stok yapıp sevdiklerime hediye edeceğimm Bir gözbebeğim daha olmasının haklı sevinci içindeyim :)

Bi Poşet Kitap 
15 Ara 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Elinize almanızla bitirmeniz bir olan sarsıcı bir hikaye bu..

Yıllardır dünyayla hiçbir bağı kalmamış bir vadide yaşayan insanları anlatır bize. Günün birinde ülkede çocuklardan başlayarak herkes kör olmaya başlamıştır. Bunun nedeninin mikroplar ya da herhangi bir hastalık olabileceği düşüncesi kimsenin aklından geçmez. Günahlardır olanların müsebbibi. Şehre ilk gelenler mabet yapmadıkları için olmuştur bütün bunlar. Bu yüzden dertlerine çare bulması için şehrin dışına çıkan ama oluşan felaket yüzünden vadiye geri dönemeyen bir adamdan bahseder kitabın başlarında. Bu adam bütün sevdiklerini Körler Ülkesi’nde bırakıp kendine yeni bir yaşam kurmak zorunda kalmıştır. Yıllarca ülkesiyle ilgili anlattıkları ise bir masal olarak kalıp dilden dile dolaşmıştır. Derken bu adamın 15. Kuşaktan torunlarının yaşadığı zamanlarda bir dağcının yolu düşer bu ülkeye. Tuhaf renklerde binaları görünce “körler herhalde” diye düşünür. Sonra el sallayıp bağırdığı insanlardan karşılık alamayınca da içinde buranın gerçekten de efsanelerdeki Körler Ülkesi olduğuna dair bir inanç yeşerir. Madem ki “körler ülkesinde tek gözlü insan kraldır”, öyleyse kral ben olmalıyım diye bir umutla gider köylülerin yanına. Fakat bu insanlar o kadar uzun zamandır kör olarak yaşamaktadır ki, dünyanın sadece yaşadıkları vadiden ibaret bir yer olduğunu düşünürler. Ayrıca kör ya da görmek gibi deyimler de yoktur lügatlarında. Görmeyi anlatmaya çalışır kahramanımız; fakat duyularının yeterince gelişmediği, yeni yaratıldığı için böyle saçmaladığı sözleriyle karşılanır. Darbe planları yapar kendince, çünkü kral o olmalıdır. Fakat şu anda tam olarak köyün delisidir.

Derken aşk yine karşımıza çıkar ve onu Körler Ülkesi’nde sonsuza kadar tutabilecek yegane duygu olarak dikilir önümüzde. Fakat aşkın da bir bedeli olmalıdır. Onu kulluk ve bayağılıktan, kör vatandaş mertebesine yükseltecek bir bedel..Fakat aşkı bunca bedele yetecek midir? “Körler ülkesinde tek gözlü insan kral” mıdır gerçekten?

hepsi ve daha fazlası: http://biposetkitap.blogspot.com.tr/...ls-kitap-yorumu.html

Deliler Cumhuriyeti 
25 Mar 16:28 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Metaforlarla dolu bir kitap. En büyük Metafor ise, kör olup da gerçekten gorenlerden fazlasının gorulebileceginin iddia edilmesi. Bir tür toplumsal eleştiri icerdigi de inkar edilemez.

Kitap okumak 
31 May 03:48 · Kitabı okudu · 7/10 puan

´´Körler Ülkesi´nde tek gözlü insan kraldır´´ der öykünün bir yerinde yazar. Oldukça şaşırtıcı bir konusu olan bu öykü körler ülkesine yolu düşen birinin görürken nasıl görmez hale getirildiğini anlatıyor. Masal tadında anlatımı olan öykü bir solukta okunuyor. Okurken ve bittikten sonra okurun kafasında sorular oluşturmayı başarıyor.

Kitaptan 10 Alıntı

Ahmet Samsa 
15 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Körler Ülkesi'nde Tek Gözlü İnsan'ın Kral olduğunu söyleyen oldu mu size hiç?"
"Kör de ne?" diye sordu kör adam omzunun üstünden fütursuzca.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 33 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 33 - Kolektif Kitap)
Oblomov 
03 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Körler Ülkesi'nde tek gözlü insan kraldır.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 22 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 22 - Kolektif Kitap)
Aysel Omurtak 
24 Haz 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Aydınlıktan yarı karanlığa öyle yavaş geçmişlerdi ki, ne kaybettiklerinin hemen hiç farkında değillerdi.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 11)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 11)
Çelimsiz Fiil 
27 Haz 00:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yüz ifadelerinin yerini tonlama, jestlerin yerini dokunuşlar almıştı.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 34 - Kolektif kitap,2015)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 34 - Kolektif kitap,2015)
Ahmet Samsa 
15 Oca 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

...İşte bu renkler bizim kâşifin aklına "kör" kelimesini getirdi ilk kez. "Bunu yapanlar," diye düşündü, "kör herhalde."

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 20 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 20 - Kolektif Kitap)
Fulya Pirim 
02 Şub 20:12 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Körlerle dövüş
İnsanın kendisinden farklı bir dünya algısına sahip yaratıklarla gönül rahatlığıyla dövüşmesinin bile mümkün olmayacağını idrak etmeye başladı.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 40 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 40 - Kolektif Kitap)
Ezgiperest 
09 Haz 01:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bu insanlar on dört nesildir kördü!
İhtiyar bir adam sorular sormaya başladı ve Nunez, Körler Ülkesi'nin karanlığında oturan büyüklere geldiği koca dünyayı, göğü, dağları, manzarayı ve diğer harikaları anlatırken buldu kendini. Fakat hiç ummadığı bir şekilde, ne anlattıklarını anlıyor ne de ona inanıyorlardı.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 28 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 28 - Kolektif Kitap)
Ezgiperest 
09 Haz 01:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Körler ülkesinde, tek gözlü kral mıdır?
Kör filozoflar çarpık zihniyeti hakkında onunla sohbetler ediyor ve kozmik yataklarının üstünü örten taş kapağın varlığından şüphe duyduğu için takdire şayan tezler öne sürüyor, bir halüsinasyon kurbanı olup olmadığını tartışıyorlardı.

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 48 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 48 - Kolektif Kitap)
Ezgiperest 
09 Haz 01:32 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kulağa muazzam ve kararlı gelmesini umduğu bir sesle," Anlamıyorsunuz," diye bağırdı, ama sesi çatladı. "Siz körsünüz, bense görebiliyorum. Rahat bırakın beni!"

Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 41 - Kolektif Kitap)Körler Ülkesi, H. G. Wells (Sayfa 41 - Kolektif Kitap)