Bu kitabı okurken sürekli tedirginlik içerisindeydim. İnsanı tedirgin eden, evde otururken dönüp arkasına bakmasını sağlayan bir kitap . George Orwell muazzam öngörülü bir insanmış. Kitapta yazanları şu an yaşamıyor gibi görünsek de bir alt metin gibi, yavaş yavaş alıştırıla alıştırıla kanıksayacağımız günleri de göreceğiz.
1949 yılında yazılmış bir kitap ve 1984 yılından bahsediyor. Üç büyük devlet sürekli birbirleriyle savaşıyorlar, karakterimiz Winston Okyanusya'da yaşıyor. Çalıştığı yerde yaptığı iş geçmiş metinleri eğer ki artık devletin yararına değilse yakıp yok etmek. Ve her yerde hiç kapatılmayan tele ekranlar var. Bunlardan sürekli izleniyorsun ve komut veriyorlar. Herkesin evinde de var. Her şey yasak mutlu olmak, zevk almak, haz duymak. Böyle bir dünyada insanca yaşamak isteyen Winston'ın başına gelenleri okuyoruz.
Gerçekten okurken geleceği düşünmekten kendime alamadım. Bazı bölümleri sanki şimdiyi anlatıyor gibiydi. O kaos, çaresizlik ve karakterlerin elinden hiçbir şey gelmemesi kitabı okurken insanın içini daraltan bir durum. Bir tek bu yüzden 9 puan. Güzel hiçbir şey yok bu kitapta. Ama benim gibi distopya sevenler için muazzam.
İyi okumalar...
Şah , Piyon ve Vezir adlı distopik üçlemenin final kitabıdır.
Serinin ilk Piyon ve ikinci Vezir kitaplarının incelemelerine profilimden ulaşabilirsiniz.
İsyanın simgesi olan karaceketliler'in Başkayer'i ele geçirmesinin ardından, Kitty, tüm ülkeye yapılan bir yayınla yönetimin o güne kadar ki tüm gerçeğini ifşa eder.
O esnada gerçek Lila'yı ve diğer varis Greyson'u yanında tutan sahte başkan Daxton, kendi yazdığı senaryoyu tehdit üzerinden Lila'ya söyleterek başka bir yayınla Kitty'nin sözlerinin asılsız olduğunu belirtir. Ve hatta onları vatan hainliği ile suçlar. Başka şansı kalmayan Kitty ise Daxton'un tüm sırlarını ortaya çıkaracak o dosyayı almak için Lila'nın eski nişanlısı Knox ile Daxton'un yaşadığı eve gizlice girer. Fakat sonrasında yakalanır ve Daxton'un emirleri altına girmek zorunda kalır. Oradan kaçmayı başaran Knox sayesinde dosya karaceketliler'in eline ulaşır ve böylece tüm bilgiler açığa çıkar. Bu sayede bakanların desteğini kaybetmek üzere olan Daxton ise diktatörlüğü sebebiyle hatırı sayılır bir güç toplar ama her şeye rağmen ölümden kaçamaz.
Tüm bu olanların psikolojisi altında kalan Kitty ise dinlenebilmek için her şeyden ve herkesten uzağa, ormanın içinde bir kulübeye çekilir.
Bana kalırsa hak edilmiş bir finaldi. Spoilere kaçmaması için atladığım noktalar oldu ama şunu söylemek istiyorum ki, Kitty ile Knox arasında oluşan duygusal bağa yeterince değinilmemişti. Birkaç sayfa bile olsa bahsedilmesi yeterli olurdu diye düşünüyorum.
"Bir yalanı ortaya çıkartmak, insanlara en başında doğruyu söylemekten daha zordur."
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Aimee Carter
Azınlık olmak, hatta tek kişilik bir azınlık olmak sizi deli yapmıyordu. Bir yanda doğru vardı, diğer yanda doğru olmayan vardı ve tüm dünyaya karşı gelip doğruya inancını yitirmiyorsan deli değildin.
Vezir, Piyon ve Şah adlı distopik üçlemenin ikinci kitabıdır. Serinin ilk kitabı olan Piyon'un incelemesine profilimden ulaşabilirsiniz.
Kitty, kimliğine büründüğü Lila Hart olarak hayatına devam ederken yapmış olduğu hata onu Başkayer'e götürür.
Ülke yönetimi, artan nüfus ve yetersiz sayıda ki barınma ve yiyeceği göz önünde bulundurarak adeta ülke içinde başka bir yer, başka bir sistem oluşturmuş ve burada insanlardan habersiz korkunç şeyler yapmıştır. Burası, yani Başkayer, sınırlı sayıda çocuk sahibi olması gerekirken sınırı aşan insanların çocuklarının, -yani ekstraların- yaşlıların, yönetimin işine yaramayan, kural ve yasakları çiğneyen suçluların adeta hayvan gibi avlandığı -şakasız- ve muamele gördüğü bir yerdir. Sistem, içeride kendisine bir istihbarat kurarak, güvenliği sağlayacak korumalar ve içeride olup biteni haberdar edecek birkaç ispiyoncu ile kimseye göz açtırmaz. Ve Başkayer'in dışında kalan ülkenin devamında olduğu gibi burada da sınıfsal bir düzen bulunmaktadır. Kitty ise yaptığı hatanın bedeli olarak Başkayer'e gönderilmiş olsa bile, Lila olan sahte kimliği, ona bu yönetimin içinde bir konfor alanına sahip olma hakkı sunar. Fakat o, tüm hepsini elinin tersi ile iter ve burada ki keşmekeşin içine atar kendisini.
Fakat bilmediği bir şey vardır. İsyanın ateşi buraya da sıçramıştır ve Kitty, bu ateşi harlayacak olan tek şanstır.
İlk kitapta serinin devamı için kurduğum önyargılar bu kitap ile yerlebir oldu diyebilirim. Olay silsilesi, ana karakteri bu kadar değerli kılan şeyin ne olduğu... Hepsi ustalıkla yazılmıştı. Ben çok beğendim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Aimee Carter